31 Aralık 2011 Cumartesi

Neden 2011 i kimse konuşmuyor ?

Koskoca bir sene bitti ve insanlar yeni yılın çok güzel geçmesini dileyip duruyor. Çoğu bir sürü şey istiyor yeni yıldan kimisi para kimisi sağlık bazıları aşk....
Ama kimse eski yılı hatırlamak istemiyor gibi. 2012 yeni doğan bir evlat gibi 2011 in bu durumu  kıskanmaması imkansız gibi bir şey. 2011 benim açımdan güzel bir seneydi. Değişim içinde olmam ve hala değişiyor olmam çok hoşuma gidiyor. Önceki ben çok gıcıktı hak veriyorum :) 2011 de birisi hayatıma girdi yani aslında hayatımdaydı ama kardeşim olmamıştı.Değişimi onunla beraber yaşamak cidden heyecan vericiydi. O hayatıma girdi ve ben duygularımı asla kapatmamayı öğrendim ,ondan öğrendim.... Evren'le de aram çok iyi. Ne istersem anında oluyor tabi bazen yanlışlıkla olumsuz bir şey düşündüğüm zamanlarda da anında oluyor bu berbat bir durum ama kötü düşünmemeyi öğreniyorum bu sayede. Yeni yıl hakkında pek bir şey söylemeyeceğim yaşayıp göreceğiz sonuçta şunu istiyorum bunu istiyorum Brad Pitt gibi biride olsa fena olmazdı hani gibi kimisine masum gelen dileklerim yok malesef. :) Anı yaşamaya devam edeceğim ancak hayat böyle zevkli oluyor çünkü .2011 büyüdüğümü,tahmin ettiğimden daha deli olduğumu,belki biraz terbiyesiz ve biraz da acımasız olduğumu keşfettiğim yıl.Pardon ama hemen kestirip atamam bi yeni yıl için.Sadece tarih attığım zaman değişecek belki hemen alışamam yeni yıla ben. :) Ne olursa olsun hala yaşıyor olmak hele de bu kadar olaylı bir dünyada bence şansımız çok büyük en azından bunu düşünerek bile içi rahatlar insanın. Şey yazımı bitirmeden önce şunu söylemeden edemeyeceğim ,konu ile alakasız ama aklıma gelmişken söylemek istedim ;   herhangi bir olay olduğunda aşırı milliyetçi veya aşırı devrimci ya da aşırı sanatsever belki çok aşırı çevreci gibi görünen insanlar hani facebook da hemen fotoğraflarını durumun anlam ve önemi için değiştiriyorlar ya bi günlüğüne hani sonra da unutup gidiyorlar ya işte bu çok komik bi durum  çok aptal insan var :))) Bunu görebildiğime göre bu aptal insanlar benim facebook um da bi şekilde benim arkadaşlarım çoğuyla samimi bir şekilde bile" merhaba" demediğim .....

1 Ekim 2011 Cumartesi

Tanımadık "b"irinden gelen hediye ....

Birkaç gün,aslında bakarsan birkaç saat mutlu olmaya,heyecanlı olmaya ama en önemlisi umutlu olmaya yeter de artar bile.Hiç ummadığın anda başlar ya her şey.Hiç tanımadığın ve işin garip kısmı tanımak istemediğin birisidir.Ve ne güzeldir ki o da öyle düşünüyordur.Hiç tanışmazsınız ama samimiyetinizin ilerlemesini dilersiniz çünkü sonunda büyük bir hediye kazanacaksınızdır.Gözlerle konuşmak çok tanıdıktır,farklı bir şey yaparak şarkılarla tanımaya çalışırsın onu ve o muazzam yazılarıyla.....
Belirsizliği istemiş olabilirsin ama özlemek kaçınılmaz ki.Tek ona söz geçiremezsin.Ne istersen iste özlem hep ne isterse onu yapacaktır.Size sadece hediye verip çekip gidebilir ya da öyle gözüküp aslında hiç gitmemiş de olabilir.Tanımasan da özlemek güzel şeydir.
Ondan sana kalan ;
*Yolladığı duygu yüklü bir şarkı,
*Anlamları muazzam bir kaç cümle,
*Anlam veremediğin özlem duygusu,
*Ve istemsiz bir kaç damla gözyaşı
olur......

24 Eylül 2011 Cumartesi

Parmak İzi

Kaç gündür yazma aşkıyla yanıp tutuşuyorum ama o kadar yorgun oluyorum ki eve gittiğimde direk uyuyorum.Hatta evde ne olmuş ne bitmiş haberim yok o derece yani.
Bu sefer değişik bir konudan bahsedeceğim.Aslında hırsızların dikkat ettiği bir konu bu.Ama beni çok etkilemiştir her zaman.Sadece şimdi dile getiriyorum o kadar.
Parmak izi..... Hep düşünürüm yolda mesela duraklarda o kadar çok insan gördüğümde mesela hep şunu derim bazılarının burnu,dudakları,gözleri belki benziyordur ama parmak izleri en çok o benzese de tek farklı olan belki de odur.Düşünsene milyon hatta trilyon hatta kat trilyon kadar parmak izi hepsi de birbirinden ayrı.Bence çılgınca bir şey.İnsanların barkodları gibi.Sadece sana ait başka hiç kimse de olmayan bir şey işte.Düşününce heyecan verici bile olabiliyor aslında.Benim bu konuda şöyle bir uygulamam var.Belki sapıkça gelecek ama insanlara parmak izimi bırakmak.Poşeti düştüğünde tutup ona vermek ya da kendisi sendeleyince tutup kolundan yardım etmek....Hepsinde parmak izim yaşıyor ve farklı zamanlarda ve farklı yerlerde bulunabiliyorum aynı anda. :)
Şimdi parmak izlerine bir bak.Bu benzer çizgilerden herkes de var ama hepsi farklı şekillerde....

15 Eylül 2011 Perşembe

(M)etropol ( İ)nsanlarının ( M)asum (Ç)ocukları

Şifremi unuttum ve sayfama giremiyorum.İnternet özürlüsüyüm ve ablam arkadaşının kına gecesinden geldikten sonra halledecek benim işi umarım.Şimdilik defterime yazıyorum ordan sayfama aktaracağım.
Öhöm öhöm! Öncellikle yine uzun zamandır yazmamışım onu fark ettim.Sanırım konu bulamıyordum.Ya da okuduğum cinayet romanı ve izlediğim savaş dolu dizi beni kaskatı yaptı ve yazamadım da diyebilirm.Dizinin şuan internette olan bölümleri bitti.Hırçın ve asi yanım azıcık durgunlaştı ama kitap hala devam ediyor ve çok da heyecanlı onun da bitmesine az kaldı.Dedim kafam rahatken bir şeyler yazayım en iyisi.Aslında yazacak bir konu da buldum onun mutluluğu içerisindeyim sanırım.
Konumuz çocuk yapmak isteyen ve bu konuda başarılı da olan ama sadece yapmak değil bakmanın da bir o kadar önemli olduğunu unutan metropol insanlarının hüznü...
Evet herkes anne-baba olmak ister.Ama malesef herkes olamaz.Biyolojik sorunlardan bahsetmiyorum.Yaşam mücadelesi zor tamam ona bir şey demiyorum ama çocukla da ilgilenmek zorunludur.Anneysen işin biraz daha zor ama anneysen hakkını vereceksin.Anne dedim çünkü emzirmeydi filan bebekle birebir temas halinde olmak zorunda olduğu için.Yoksa baba da çok önemlidir hem de çok.En önemlisi çocuğu yalnız bırakmamaktır sanırım.Geçen bir kreşe gittim; anne babası olan ama olmayan onlarca çocuk vardı.Ne bileyim minicikler evde kurabiye yapan bir anneleri yok ya da ütüyü tamir etmeye çalışan ve her seferinde daha çok bozan bir babaları.....
Onlar çok ufak ya.İçim acıdı ne anneyim ne de o ufak şeyi kucağıma almadan bu duyguyu bilemeyeceğim ama hissedebiliorum ve bu benim için şimdilik yeterli olabiliyor.Eğitim illaki olacak olmalı da ama bebek doğar doğmaz değil ya da annenin doğum izni biter bitmez...
Bilmem ben hep kurabiye yapan okuldan geldiğinde kapıyı açan bir anne olmak isterim.Hayat bana nelere gösterecek bilmiyorum ama bunun için çok savaşacağım.Ev hanımı asla olamam ama iyi bir anne olabilirim sanırım."Kariyerim çok önemli" diye söyleyen kadın: E gerizekalı o zaman neden çocuk yapıyorsun oyun değil ki bu olmadı baştan .Bakamayacaksan,veremeyeceksen o değerli zamanını hiç bu işlere girişmeye kalkışma çünkü biyolojik anne-baba dan başka bir sıfata layık görülmezsin.Sadece gözlemlemelerim sonucu bu yazıyı yazabiliyorum .Onlar M.İ.M.Ç olarak dünyaya merhaba demiş olabilirler.Artık bu nasıl bir" merhabaysa"...

21 Ağustos 2011 Pazar

Taşlama :)

Her şeyin fazlası zarardır biliyorum.Bu cümleyi yazdım çünkü ben bir şeyi her gün yapmaya başladım.Neredeyse her gün milkshake içiyorum.Bu sıcak havalarda çok iyi geliyor.Ice tea içemiyorum çünkü çaya saygısızlık yapıyormuşum gibi geliyor.Çay dediğin demlikte ölümüne kaynar ve sıcak içilen bir şeydir.Çayın yanında asla şeftali yemezsin mesela.Ama ıce tea şeftali diye de bir olay var şimdi.Ice tea zaten umrumda değilken şeftalisini duymamış olayım.Ya yazık ama çayın bütün özelliği ölmüş gibi hatta tam ölmedi can çekişiyor ki bu daha acı bir durum.Milkshake kendi halinde bir süt işte.Muzlu,çilekli,çikolatalı vs.. Ama sütü bozmuyorlar sütün bildiğin özellikleri kanlı canlı karşında. :) :) Evet bu gün oturdum ve şu anlamlandıramadığım çayı içen arkadaşımın karşısında tam da bu olayı düşündüm.Hastaları var bu şeyin.Ben çayı çok sevmem ama bir şeyin özelliği bozuluyor ya deli oluyorum hemen avukat kesiliyorum, o bir çay da olsa korurum haklarını banane. :) :)Farkındayım hava çok sıcak ve neye bulaşsam diye bekliyorum, öyle böyle değişik fikirler geliyor aklıma.Mesela hani herkes yazıyor ya şuan iletisine "aşık olmak istiyorum" diye.Ne kadar sade bir şey ya.Ben öyle kuru kuruna aşık olmak istemem.Mesela "paolo nutini dinlerken aşık olmak istiyorum" daha bir amacı olan ve kendini yansıtan bir şey oluyor.Bir amacı olmasa da olur ama kendini yansıtman lazım yoksa herkes aşık olmak istiyor zaten bir farkın olmalı değil mi? Ne yani sen de herkesin taktığı şu kenar çerçeveleri siyah olan filozof gözlüklerinden takıp bilgiç havasında gezmek istiyorsan o senin bileceğin iş tabi ki. :) Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim iki sene ingilizce den kalarak ve İngiltere'ye gidip ingilizce öğreneceğini zannediyorsan yanılıyorsun bebeğim. :) Kafanda ben bu işi bitirmeliyim demedikten sonra Nihat Doğan gibi şaşırırsın "Yav adamların köylüleri bile ingilizce konuşuyoooo"diye  :):):) Bir işi istemedikten sonra yapamazsın ne kadar o" bilgliyim"  gözlüklerinden taksan da. :)
Bu arada bi ipod touch istiyorum,müzik çalarım yok ya.Ama nedendir hissediyorum çok yakın bir zamanda hayatıma girecek ve ben de albümlerimi içine yükleyeceğim. ;)

18 Ağustos 2011 Perşembe

Doktorlardan dolayı mağdur olacak bir dönemdeyiz :)

Minik not defterimde yazdığım 1 Ağustos ve 10 Ağustos tarihlerindeki yazılar arasında dağlar kadar fark var.Birisinde alışamama sıkıntı stres diğerinde daha bir rahat mutlu filan gibi.Evet değişken bir insanım düşüncelerim çok hızlı ve çılgınca hareket ediyor.Onlar beni yönlendiriyorlarmış gibi.Bazen yorsa da beni alışkınım sanki düşüncelerimin arada yaptıkları bu düşüncesizliğe. :) Biraz değişik bir cümle oldu ama değişkenliği sevdiğimi söylemiştim. :) Şu anda türk gençleri bir takım olaylardan dolayı mağdur durumdalar.Örnek verecek olursam özel bir kanal olan "show tv" nin insanları aptal yerine mi koyması yoksa onları çok önemsediği için,bilgilensinler diye mi sabah akşam "doktorlar" dizisini yayınlıyor ben ve bir kaç milyon insan  bu olayı anlamış değil.İşin enteresan yanı ablam bu diziyi sabah akşam izleyenlerden. :) Ama şöyle bir durum var o saate bilerek mi bilmem televizyonda hiç bir şey olmuyor insan " ya aç bari de doktorları izleyelim" deyiveriyor.Şöyle bir düşüncem var belki buradan bir kaç insan beni kınayacak ama yinede yazacağım.Doktorlar dizisinde olay bir hastanede geçiyor haliyle ama hastane mi yok sa orası k,,rane mi belli değil.Evet ağır konuştum ama maşallah herkesin bir aşkı var bu ne bolluk yahu. :) Şans dan ibaret durumlar söz konusu ki çoğu zaman hiç gerçekçi olmuyor malesef.Türk dizileri komik ve yerle birdir genel de zaten.O yüzden daha da yorum yapmayacağım.Bitti. :) :) İnsanın televizyonunda bu kadar rahatsız edici bir olay oluyorsa kayıtsız kalamıyor malesef. :) Hele ki ben hiç kalamazdım ki kalamadım da. :)
Bu arada "danone" nin şu meşhur tatlısı var ya onu yoğurt kabı gibi büyük bir şeyin içine koymuşlar ramazan nedeniyle böyle tatlıları seviyorsanız üç liraya altın vuruş yapıp bu dünyadan mutlu bir şekilde göçüp gidebilirsiniz. :):) Doktorlar dan da nefret etmenizi gerektirecek bir neden olmaz o zaman .Benim söyliceklerim bu kadar.Tabi ki de şimdilik....... :)

16 Ağustos 2011 Salı

Kapitalist Kız

Evet bir türlü ayak uyduramadım babamın ve atalarımın yaşadığı yere.Bundan on yıl önce sanki buraya ait gibiydim ama çocuktum ve her şey daha kolaydı.Şimdi yaşamak da ilişkiler de benim açımdan oldukça zor.Benim gibi bir insanın iletişim kurmak da zorluk çekmesi kadar komik bir şey yok sanırım. :)) Burada olan benim yaşımdaki insanlar her sene buraya geliyorlar ve haliyle ilişkileri oldukça iyi.Ben on yıl ara veriyorum ve onların içine girmeye çalışıyorum.Birkaç tane iyimser olup beni de aralarına dahil etmek isteyen insanlar oldu.Ama çoğu yabancı gözüyle bakıyordu ki onlar için öyleydim.Beni kapitalist görüyorlardı belki de.Beğendikleri şarkıları dinlemediğim ve sadece gözlem yapmak amacıyla yanlarında bulunduğum apaçık ortadaydı.Belki de bilmem ne marka eteğim ve bilmem ne marka aksesuarlarım la küçük bir kapitalist tim, onlar için.Ama düşüncelerim tabi ki de o yünde değil.Ben de çalışıp alabiliyordum o şeyleri.Onlara göre bir yabancıydım ve hep de öyle olacak.Ki onlar da benim için çoğu özelliklerimizin aynı olmadığı birer yabancılar.Kutsal topraklar beni pek kabullenemedi sanırım ama aynı şekilde ben de.Burada yaşamak zor,şartlar sınırlı.Ve benim alıştığım düzen burada enkaz altında.O yüzden yapamıyor insan.Benim amacım babaannem ve dedemi görmek ti ve gördüm de.Yaşlılar ve birilerini görmeye ihtiyaçları var.Bir de babam çok gelmemi istiyordu şimdi acayip mutlu ben de buradayım diye.Ama farkında artık burada yaşayamadığımın.Cildim kurudu,her yerimi sinekler ısırdı ve benim gitme vaktim geldi.E ailemi de mutlu ettiğime göre bana beni kapitalist görmeyen İstanbul yolları gözüktü.
Şehir den uzakta kaldığım zamanlardan yazılmış bir yazı....

24 Temmuz 2011 Pazar

Yaşadığıma dair birkaç kıpırtı :))

Evet çok çok uzun zaman oldu yazamayalı ama merak etmeyin yaşıyorum,hatta hayat bana güzel bu aralar bile diyebilirim.Tatildeydim ; çok güzel bir yerde çok güzel bir şekilde eğlendim.Ama her seferinde keşke kızlar da burada olsalardı deyip durdum.Seneye de onlarla gideceğiz umarım.C,G ve S'ye minik hediye de aldım.Benim oradaki duygularımı anlatan tam benlik bir hediye oldu. :) Bol güneşli,kakao yağlı,soğuk sulu,dondurmalı günler geçirdim.Rahatladım diyebilirim.Ama bavulumu çok bozmadan tekrar yollara düşüyorum.Tam on yıldır gitmediğim ve açıkcası özlediğim yere memleketime gideceğim.Evet oralarda doğup büyümedim ama atalarım oradalar dı ve tarih açısından oldukça değişik, zengin bir yer.Eskiden çocukken çok giderdik ve doğal olarak bir çok arkadaşım vardı.Ama şimdi malesef çoğunu hatırlamıyorum.Belki orada görüşürüm bir kaç tanesiyle. :) Bu sabah geldim İstanbul'a ve garipsedim bir an.Hiç gelmek istememiştim halimden memnundum.Sonra içimi bir suçluluk duygusu kapladı.Neden böyle düşünüyordum halbuki İstanbul'la aram oldukça iyiydi.Güneş doğmak ile doğmamak arasındayken ben boğaz köprüsünden geçiyordum.İstanbul o kadar sakin o kadar yalnız ve o kadar kimsesizdi ki bayıldım o haline.Sadece benimmiş bana özelmiş gibime geldi.Bencillik mi bilmem ama İstanbul'la hiç bu kadar baş başa kalmamıştık; belki de böyle bir şeye ihtiyacımız vardı.İkimize de iyi geldi . :) Tekrar uzaklaşacağım ama fazla olmayacak geleceğim hemen.Ha bu arada tatilde o üzerime boca ettiğim kakao yağı işe yaradı şuan Afrikalı insanlar gibiyim eski halime göre. :)

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Meyveli aile :))

Evet canımıza tak etti artık bir an önce gitmeye çalışıyoruz İstanbul'dan.Biletlerin alınması içimi rahatlattı diyebilirim.Ama sıcaktan mıdır nedir yüzümde lanet bir şeyler çıktı.İğrenç gözüküyorlar ve canımı da yakıyorlar.Biliyorum ki akşama dolunay var çünkü dolunay beni psikolojik ve fiziksel etkiler her zaman.Bu zamana kadar beklememizin sebebi "kivi"ydi.Evet şimdi de anne ye "kivi" diyorum.Kivi rengin de bir şortu var ve evin içinde onu giyiniyor dün akşam dikkatimi çekti de sahiden de kiviye benziyordu.Yüzümde ki tuhaf anlamlandıramadığım yaralarla ben bir kaç gündür dışarı çıkmıyorum ki zaten tatil için hazırlık yapıyorum ev de iyi oldu bu.Doktor kiviyi perşembeden sonra azat edeceğini söylemiş bizde cuma sabahı vınlıyoruz.Bir takım sorunlar vardı ama onları da hallettik ve en güzeli aklım ve gözüm arkada kalmayarak sakin kafayla tatil yollarına düşmek olacak.Kaç gündür sms yapmıyorum sıkıldım biraz, tatile giderken yaparım kızları özlerim onlardan haber almadan yapamam.Yeni bir etek aldım ve bugüne kadar hiç uzun eteğim olmamıştı genelde kısa giyiniyorum.Ama bu sefer tarzı biraz değiştirerek uzun etek aldım ve bir şeyler le kombine ettim.Şimdi onları gösteriyim sonra üzerinde yorumlar yapıyım.


Turuncu uzun etek 25 liraya aldım.Nereden aldığıma gelince açıkcası o dükkandan sürekli bir şeyler alırım ama dükkanın ismini bilmem.Sahipleri Erzincanlı diye biz de "Erzincanlılardan" aldık diyoruz. :))


Diğer aksesuarlarım zaten vardı sadece yüzük yeni.Turuncu ile turkuazı  birleştirdim.Evet zıt renklerle oynamaya bayılıyorum.Yüzük de bakırköy pazarından 1 liraya aldım. :)

Evet şimdilik bu kadar gösterebilirim.Bavul yapıyorum şimdi çıkaramam diğer kıyafetlerimi. :)
Akşam canım oldukça sıkkındı.Anneyi kiviye benzettikten sonra abla "ben hangi meyveye benziyorum?" diye sorunca biraz düşündükten sonra "armut" dedim o da onay verdi.Bu sefer ben sordum o da "ananas" dedi bana.Saçımı aldım  tepeden topladım palmiye ağacı edası verdikten sonra "şimdi tam ananas oldum işte" dedim. Güldük baya. :))) Babayı meyve kategorisine sokmadık o belli zaten"tuzlu fıstık" :))) Nedenini sadece bizim aile bilir,aile sırlarımızı burada anlatacak değilim heralde. :)))

8 Temmuz 2011 Cuma

Reçel sevmem ama inanırım :))

Şu son modaya uydum ve ben de "incir reçeli" ni izledim.Evet herkesler gibi ben de beğendim.Görüntü,ses,müzikler,diyaloglar,konu hepsi güzel harmanlanmıştı.Ekip sağlamdı jenerikte baktım da bir baya özen gösterilmiş çalışan insanlardan belli.Ama ben herkesler gibi filmi izledikten sonra filmde geçen o güzel diyalogları yazmadım sayfamda ya da müziklerini paylaşmadım.Onlar o filme aitti başka yer de görmek istemedim sanırım.Bir de aykırı olacağım ya herkesin yaptığı şeyi yapmak istemedim.Ama filmi izlemişsin o ne iş ? Benim işim film izlemek ne kadar çok konu,film öğrenip izlersem benim için o kadar iyi diye düşündüm.Tekrar vizyona girmesi de dikkatimi çekerekten izledim ben de işte.Herkes büyük aşktan kavuşamayan çiftlerden bahsederken ben filmdeki sosyal mesaja kaydım bir an.Evet güzel bir aşktı ama orada çok temiz ve rahatsız etmeyen bir sosyal mesaj vardı ki beni ben den aldı.Bayılırım böyle işlere her zaman.Film de dikkatimi çeken bir şey daha vardı ki hep kavhaltı yapıyorlardı.Benim için bu durum biraz tuhaf çünkü on beş senedir kavhaltı yapmıyorum.Elimde olan bir şey değil,benim ufak rahatsızlığım diyelim. :) Kavhaltı sofrasının aslında o kadar da itici olmadığını fark ettim mesela.Sevdim hatta . :)Evet verdiği mesajlarla olsun görselliğiyle olsun sevdim filmi.Ve umudum daha çok çoğalır böyle projeler gördüğüm zaman.Bazen hani derler ya "çok film izlemişsin sen o dediğin filmlerde olur" diye.Peki filmleri de yazanlar uzayda mı yaşıyor? Onlarda senin yaşadığın yerdeler aynı havayı soluyup aynı güneşe ve aya bakıyorsunuz,bakıyoruz.Ben inanırım filmlere çevremdekiler ne kadar inanmasa da.O söylemekten çekindiğim üç harfli şeyi filmlerdeki gibi yaşamak istiyorum mesela.Söylemekten çekiniyorum çünkü millet ağzına gargara yaptı o şeyi büyüsü bozuldu gibi.Ben sosyal ağlardan değil de bir metro durağında ya da markette tanışmak isterim insanlarla.Daha elle tutulur,daha somut ve daha gerçek.Yapay olan hiçbir şey yok.Ve unutmak sadece sözlükler de kalıcı olabilecek o zaman.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Çöküntüler iki ye ayrılır :)

Öhöm öhöm cümleye nasıl başlayacağımı bilemedim bir an.Çok uzun oldu yazmayalı.Çünkü bir çöküntü yaşadım ve onun meyveleriyle uğraşıyordum. Annecik ameliyat oldu ve şimdi durumu oldukça iyi.Neden neresinden oldu orasına fazla girmeyeceğim ama benim psikolojim ne durumdaydı ve şimdi ne durumda onun bilgilerini vereyim size.Hastanede onu sedyede ameliyathane ye götürmek, ağlamamak için kırk takla atmak ve sonunda kuytu köşede bir tuvalet bulup içine girip öküz gibi ağlamak.Evet cidden o anlık rahatlattı beni çünkü bu zamana kadar bizimkilerin sağlık durumunda endişe verici bir şey olmamıştı.Takdir edersiniz ki ilk defa yaşıyorum acemiyim daha.Bla bla bla dört saat geçmek bilmedi.Gelen, giden, arayan, soran telefonlar elimde gözlerim nemli insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorum.Canı yanıyor diye bende kendime zarar vermek istedim ama hastanedeyiz ne kadar zarar verebilirdim ki kendime diye düşündüm ve vazgeçtim . :))) Çok seviyorum ben onu.Doktor çıktı gayet başarılı hatta süper bir ameliyattı falan filan ama ben annemi görmek istiyordum.Ve evet çıktı odasına aldılar ben ablam ve babam donuk bir vaziyette bakamıyoruz ona.Resmen ölü gibiydi sadece mos mor olan ayaklarına bakabildim ki o da uzun sürmedi.Babama bakamadım o halini görmek istemedim sanırım.Neyse anlatılacak çok olay var da girmiyorum o kadar derinlere.Şimdi gayet iyi süper hatta.Hem canı da yanmıyor yani tatil için hazır annecik. :)) Aslında ameliyat filan atlatmıştık da asıl mesele eve gelen gidenin haddi hesabı yoktu ki hala yok.Evet "türkler misafirperverdir" yok valla ben değilmişim ya .Aslında arkadaşlarım geldiğinde ne yapacağımı bilemem ama cidden şu bir kaç gündür insanları sevmemeye başladım.Kardeşim hasta yani iyileşsin öyle gel.Yok bizim insanımız meraklı hay ben senin merakına.......
Annem durumumu fark etti artık hatun akıl mı okuyor ne bana ters ters baktı .Hayda kadın zaten hasta üzmemek için" şaka annem şaka ya aaaaa ...... teyzecim hoş geldiniz ay oğlunda ne kadar büyümüş gel ablacım" derken buluyorum kendimi.Aman ne yapayım ya ev kızı olamam diye önceki yazılarım da belirtmiştim ama annem için her şey olurum o da bir gerçek şimdi.Bir de bu olanlar yetmezmiş gibi şu hormonlarımı faaliyete geçiren hastalığımdan oldum.Ohhhhh hadi bakalım her şey üst üste geldi.Canım ilk defa dün gece çok yandı.Ama bu sefer bir şeyler aşerme modunda değildim.Aksine canım hiç bir şey istemedi.Duygusallığım hastalığımı tetikledi sanırım.Şimdi de şarkı dinleyince annem aklıma geliyor gözlerimde hemen yaşlar ve biliyorum ki bu hormonların işi ben karışamam doğanın kanunu bu. :)) Misafirler,onlara hizmet etmek,yemek yapmak,ortalığı durmadan toparlamak,milletin gönlünü hoş tutmak için gülümsemek filan bütün psikolojimi alt üst etmişti.Psikolojik çöküntüm böylece doğmuş oldu.Fiziksel çöküntüm ise tamamen hormonların canının sıkılmasından kaynaklanıyordu.Demiştim ya elimde değil doğanın kanunu diye.
İki çöküntünün de üstesinden geldiğime göre bir tatili hak ettim sanırım.Biraz kendime gelmem şart.

30 Haziran 2011 Perşembe

Böyle ilaca can kurban :))

Bu gün acayip bir şey yaşadım.Aslında acayip değil ama hiç yaşamadığım bir şey olduğu için sanırım tuhafıma geldi işte.Benim cici, cadı ve en çok kullandığım lakap olan çakal annem doktordan randevu almış ve sabahın köründe beni uyandırarak hastaneye götürdü.Ben hastaneyi başkalarını ziyaret etmek için severim, söz konusu ben olunca sinirlerim bozuluyor.Annem kambur olduğumu söyleyip durur.Durumun farkındayım ama çok da göze çarpmıyor. Muayene için önce kadın "üstünü çıkar" dedi.Ben "nasıl yani tamamen mi".Kadın "e yani" bakışı attı.Anneme sinirli bakış atarak çıkardım üstümü.Ya utandığımdan filan değil de sıcacık yatağımda uyumak varken ben hiç tanımadığım birine soyunmuştum o saatte.Neyse yattım yatağa üstümde bir cihaz tuhaf sesler çıkartıyor bir de saçma bir ışık saçıyor.Bir "rtv" öğrencisi olarak o cihazın sanki göğüslerimin fotoğrafını çeken sapık bir fotoğrafçıya benzettim bir an.:) Aslında aletini amacıda bir bakıma onun gibi bir şeydi.Röntgenmiymiş neymiş ondan işte.İş bitince çakala ( anneme) söylendim durdum."İyi oldu iyi geceleri seni düşünmekten uyuyamıyordum" dedi.Öptüm oracıkta onu,sabahın köründe kalkmam,tanımadığım birine sadece bir kere soyun demesiyle hemen soyunmam filan bütün sinirim geçmişti.Neyse sadede gelelim ; evet hafif bir eğrilik söz konusuymuş ama ilerlemezmiş , ilacı çok tuhaf bir şey.Hemen düşündüm benim gibi tuhaftan normal hap şurup filan gibi bir ilaç beklenemezdi.Doktor sadece bana "yaz-kış yüzeceksin" dedi.Pardon da soyunduğuma değdi sanırım bu olay benim canıma minnet gibi bir şey .:)))" Zaten tatile gidiyoruz" dedim "süper o zaman kışın da yüzmelisin" dedi.Bakınmam lazım temiz bir yer bulursam kışın da yüzmeliyim.Ağrılarım için bir kaç jel hap filan vermiş.Onları da kullanırsam hiç bir şeyciğim kalmaz. :)) Neyse annenin içi rahat oldu ya tamam sorun halledilmiştir. :))

28 Haziran 2011 Salı

Algıda seçicilik = Oduncu Gömleği :))

Şu an ablam yeni pilates setiyle pilatesini yaparken ben de yazımı yazmaya karar verdim.Ben yapacak mıyım pilates ? Sanırım hayır.Topuyla oynarım azcık o kadar biliyorum kendimi. :))
Güne babamın kulağıma fısıldadığı komik lazca şivesi yapmaya çalıştığı karadeniz türküsüyle gülmekten komaya girerek uyandım.Evet canı çok sıkılıyor ve bir an önce tatile gitmek istiyor hepimiz farkındayız.Ve bir kaç güne yola çıkacağız umarım.Uyandıktan sonra hazırlandım ve C,S ile birlikte G'ye kavhaltıya gittik.Çok yedik sanırım şu an da midem acayip ağrıyor.Zaten sorunlu ve hassas olan midem şuan bana küfürleri saydırıyor hissedebiliyorum. :/
Aslında şu aralar neyi fark ettim biliyor musunuz? Allah'ın yaratığı en güzel şeyi .Ne mi o ? Tabi ki "oduncu gömleklerini" :))) Çok hatta aşırı güzeller.Sihirli bir şey gibi.Bunu giyinen erkekler benim gözümde yüceliyorlar resmen.Oha "oduncu gömleği" giymiş filan oluyorum.Şaşırıyorum baya.Tabi bizim ülkemizde gene nadir bulunuyor bu türler ama varlar işte azcık. :) Fark ettim bir ortama girdiğimde kimin üzerinde o şaheser şeyden var sa hemen dikkatimi çekiyor.Örnek verecek olursam ; mezuniyet partim Sortie'de oldu.Ve arkadaşımla o topuklularla güç bela merdivenlerden inmeye çalışırken aman Allah'ım o ne aaaaaa Sinan Akçıl derken buluyorum kendimi.Aslında kendisini pek tanımam ama bir anda dikkatimi çekti.Hatta arkadaşım çok şaşırdı çünkü sevmem ( sevmezdim) ben o adamı.Neydi beni çeken bir anlama verememiştim önceden.Balo,malo,dans,arkadaşlar derken ; gecenin ilerleyen saatlerinde bir den onunla fotoğraf çektirme aşkı oluştu içimde gittim ve çekindim tabi ki.Yanındayken beni çeken şeyin ne olduğunu anlamıştım ve hiç şaşırmadım.Evet adamın üzerinde "oduncu gömleği" vardı.Ve mükemmel bir gömlekti.Oyyyyyyyyy gömleğe aşık olmuştum bennnnnnn :)) :))
Bunu bilir bunu söylerim diye bas bas bağırırım : Bir erkeği erkek yapan onun organlarından biri değil ; ODUNCU GÖMLEĞİ'dir. Evet öyledir en azından benim için öyle.Ben kızlara da yakıştırıyorum ama erkeklere kesinllikle ayrı bir hava katıığı kesin. :))

27 Haziran 2011 Pazartesi

Doğum günümü kutlamayanlara ne teşekkür edicem ya NAH ederim :)))

Doğum günümü bir çok insan kutladı ve bu insanlar demek ki bana değer veriyorlardı.Ne bileyim o zaman neden doğduğum günü kutlasınlar dimi ? Ben doğum günü sabahı geleneksel olarak "iyiki doğdum beeeeeennnnn" diye ev ahalisini uyandırırım.Sonra hastane günleri,doğduğumda tenimin ne kadar beyaz dudaklarımın ne kadar kırmızı olduğundan filan bahsedilir hiç bilmiyormuş gibi dikkatlice dinlerim bende; geleneklerimiz ne yapalım. :) Yakın arkadaşlarım çalışıyorlar diye öyle özel bir kutlama yapmadık ama iyi ki de yapmadık.Çünkü ben çok kasılıyorum hele pasta gelince üfleyeceğim filan eyvah! Evet tuhaf bir insan özelliğidir bu kabul ediyorum ama çok kutladık bugüne kadar belki de içimden hiç gelmiyor.Öyle sahte bir tebessümle "ay ne gerek vardı ya hemen dilek dilemeliyim" filan aman hiç gerek yok yani. :) Sadece şu kısmı seviyorum "haziran" ayında doğmamın  bana şans getirdiğine inanıyorum.Haziran'ın yeri ayrıdır bende.Hatta bir çocuğum olsa da ismini Haziran koysam demişliğim bile vardır.Takıntım bu sanırım.Kitap aldım kendime ve az kaldı bitiyor.Şuan üzgünüm çok zevkli bir kitaptı çünkü.Gülse Birsel'in "yazlık" adlı kitabı kadını çok seviyorum zaten yazılarına bayılıyorum.Sanki ben yazmışım gibi aynı şeyleri düşünmüşüz gibime geliyor.Yazılarında hep kendimi buluyorum.( sadece sık sık nişantaşı,bebek de filan bulunması kısmı hariç :D )  Gitgide yaşlanıyorum ama Tanrı'nın bana en güzel hediyesi sanırım  ufak tefek olmam.Çünkü yaşımı hiç belli etmiyorum ve bu durum benim acayip hoşuma gidiyor.Buradan teşekkürlerimi bir borç bilirim. :) Dış görünüşümün çocuk olması ile içimin çocuk olması birbirini dengeliyor.Oh çok rahatım ama ben yaaaa :)))
Bir de şunu yazmassam gözüm açık gideceğim valla. :) Öhömmm buradan doğum günümü kutlayan kutlamayan herkese teşekkür etmiyorum.Hayır yani kutlamayanlara neden teşekkür edeyim ki ne kadar saçma ama dimi konuşmak için konuşuyolar bazı insanlar işte :) Böyle yazı yazan insanlara küfür edesim geliyor ya . :) Böyle sinir oluyorum ,tokatlamak filan geliyor içimden .:)) Tamam tamam ben gene coştum en iyisi kafa dağıtmak için kitabımın başına geçeyim.

25 Haziran 2011 Cumartesi

Ben ev kızı olamam Rihanna nasıl masum olsun ki :))

Birazdan okuyacağınız cümlelerde sanal reklam uygulaması yapılmıştır.Ya ben cidden bazı olaylara anlam veremiyorum.Tamam iyi bir ev kızı olmayabilirim.Her seferinde maydanozla dere otunu karıştırıyor olabilirim de.Ama şu "yağ çöz" ve "kir çöz" muhabbetini hala düşünürüm.Şimdi efendim "yağ" diye tabir ettiğimiz şeyde bir "kir" değil midir? Hani reklamlarda çıkıyor ya ocağın üstü yağ içinde pislik içinde filan.Şimdi ben o ocağa "kir çöz" döksem temizlenmez mi? Bence temizlenir.Peki ayriyetten bir "yağ çöz"e ihtiyaç var mıdır? Bence yoktur.Yani cimri bir insan olduğumdan değil de hani gereksizmiş gibime geldi.Evet bugün oturdum ve tam da bu olayı düşündüm. :)
Geçenlerde bir müzik kanalı seyrediyorum.Kendisinin fanı olmasam da şarkılarını sevdiğim bir isimdir Rihanna.Şimdi bu abla bir klip çekmiş "man down" adlı şarkısına.Gel gör ki hiç gerçekçi olmamış.Bana göre nedeni şu ki; Rihanna çok seksi biri ve bir çok klibinde açılıp saçılmayı da seven biri.İlla gösterecek yani uyuyamaz valla o derece,her neyse klipte zencinin biri buna tecavüz ediyor.Evet bu olay başlı başına tartışmalı ve iğrenç bir olay ama ben klibi izlerken üzülmedim yahu.Ne bileyim Rihanna olduğu için midir nedir hak ediyo o k...... filan diyesim geldi hemen. :) Ki klipte çocuğa ümit veriyordu yani e adam da zenci yapısı biz beyazlara göre farklı filan dersek olay kaçınılmaz oluyor da yani Rihanna temiz cici kız olamaz olmamalı da onu demek istiyorum.Biz ( erkeklerler de dahil ) onu açık saçık haliyle sevdik. :)))
Bugün kafam iyice karışmış anlaşılan iyi ki de yeni bir kitap aldım kendime :))

3 Haziran 2011 Cuma

KAFA güzel Kafa KARIŞIK...... :)

Muavini olmayan otobüsler tehlikeli otobüslermiş bu sabah anladım.Bindiğim otobüste muavin yoktu ve çıkmadığı olay kalmadı o minicik otobüste.Otobüs minicik ben minicik sıkıldım sabah sabah .Bugün hava o kadar kasvetli o kadar beter o kadar iğrenç o kadar kusmuktu ki çok durgundum.Böyle mal gibiydim boş boş çevreme bakıyorum tepkilerim oldukça yavaş ve net değildi.Sınavım da vardı o da ayrı bir hikaye zaten.Şimdi şöyle bi durum var.O derse hiç girmedim.Aslında hiç bir arkadaşım girmedi.Ya bakarsan hoca bile girmedi derse o derece önünü alamadık öyle böyle değil kimse girmedi o derse işte. :)))) Hal böyle olunca da nasıl çalışabilirim ki o derse çalışmadım tabi ki.Öyle aptalca bir sınavdı işte geldi geçti.Havanın berbat olması ve üzerimdeki etkisini bazı arkadaşlarım anlamış olacak ki sen kıpır kıpır yerinde duramazdın ne oldu ya filan modundalardı .Bende ki tek ve net cevap "havalardan canım havalardan" ama öyle yani yalan söylemedim ki.Bir de zaman zaman durgun olabiliyorum her insan gibi . :D Şimdi beş dakika önce aldığım bir habere göre bizim şu vampaire diaries var ya hani sezonunu deli gibi bitirdiğim şu intihar lık dizi evet "C" onu izlemeye başlamış da Didooooooo bunlar ne böyle ya filan oldu.Ya can sıkıntısı işte öyle izleyip kafa dağıtıyoruz ülkemizden nefret filan ediyoruz o kadar. :)) Ama çevremdeki hiç bir erkek beğenmiyor o diziyi çünkü başroldekiler insan denmeyecek kadar fenalar.Hayır anlamadım onlara ne oluyor ki . :)) Kendilerini bir tutuyorlar sanırım.Böyle bir hatayı da göz göre göre yapabilir mi bir insan ? Yapıyormuş demek ki.Ben hiç bir zaman kendimi Beyonce ile bir tutmadım; onun gibi bir şey bunların yaptığı da.Ki severek izler ve dinlerim Beyonce'yi.Kasmamak lazım kendimizi ya neysek oyuz.Türkiye'deysek evet buradayız.Buranın şartlarına uyum sağlamamız lazım.Ama bu demek olmuyor ki yurt dışına çıkamayız.Biz bu azimle oralara da gideriz kapacağımızı da kaparız gibi geliyor. :D Şu son cümlelerimi C ve G ye aynı zamanda kendime de ithaf ediyorum. :) :):) Bu güzel düşüncelerin ardından;
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE.......

2 Haziran 2011 Perşembe

Güne NAZIM'LA Başlamak.....

Güne yerde taze tükürülmüş ama balgam şeklinde olmayan bol köpüklü bir tükürüğü görerek elveda dedim.Teşekkürler Türkiye. :) Ama küçük bir kağıda yazılmış tuhaf bir cümleyle başladım güne."YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ YAŞAMAK".Babam bir yazı denemesi yapıyomuş da onun için yazmış.Eve geldiğimde bir baktım ki Nazım Hikmet'in dizelerindendi bu yazı.Şaşırmadım,babam Nazım Hikmet'i çok sever.Neredeyse bütün şiirlerini ezbere bilir.Aklına gelen ilk cümleyi yazmış belli ki.Nazım sevgisiyle büyümüş biri olarak mutlu oldum böyle bir cümleyle sabahın altısında güne başlamaya.Sonra ilerleyen saatlerde günüm daha da zevkli olmaya başladı.C,S ve ben G'yi ziyaret e gittik.Nam-ı diyar Tatalımı. :) Evet minik bir olumsuzluk var daha iyileşemedi ve de çok sıkıldı hissedebiliyorum.Ama çok daha iyi oldu şimdi ve bu beni inanılmaz mutlu ediyor.Ve biliyorum,biliyoruz ki çok daha iyi olacak.O'da Biz'de......Çikolataları ben alacaktım.Mavi-yeşil light ın bir çikolatası var albeniye benzeyen bir türlü bulamadım.Bir kere daha bulamamıştım kaşıkçı elması mübarek .:) Ne yapayım ne yapayım diye düşünürken beyaz çikolata alayım kimse itiraz edemez diye düşündüm ve haklı da çıktım . :) S köpekler gibi aç olduğu için hemen bitirdi çikolatasını.:) Biz de kahvelerimizi yudumlarken yedik.Öyle falan filan işte.Sonra pizza ısmarladık ve dakika tuttuk belki geç kalırda bedeva yeriz diye ama vaktinde geldi tabi ki aslında balkondan saksı atmayı düşündüm kafasına da şaka tabiki bir bedeva pizza  için insanların hayatlarıyla oynayan insanlar değiliz yok artık :D:D Bol bol güldük eğlendik S nin uuuuu beybi çok şeksi maceralarını dinledik . Dinlerken bilgilendik de. :D hehheheheh C bir ara kulaklarını dikti ve dikkatini hemen S'ye verdi.Şaka bir yana hepimiz dinledik tabi ki .Yalan söylemek olmaz şimdi. :) Güzel ,huzurlu,rahat,mutlu bir günün ardından evimdeyim.Bunları yaşatan cadılarıma ayrıca teşekkürü bir borç bilirim . :))) Her neyse güne Nazım'la başlamak günümün güzel geçmesini sağladı sanırım.Şans getirdi bana.E o zaman
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE..... :)

1 Haziran 2011 Çarşamba

Ne sınav mı ? O ne ki ? :))

Aman ilk yazılı sınavımı bugün oldum.Tabi ki formaliteden bir sınavdı.Çünkü proje teslim ettik ayıp olmasın diyede sorusunu çok önceden bildiğimiz bir konun sınavına girdik işte.Sınav da denmez tam olarak amann neyseeee . Okulun bahçesinde herkesler ders çalıyor ben se öyle aylak aylak bakıyordum.Çalışılcak bir dersinin olmaması insanı dışardan tembel gösteriyor.Sürü psikolojisi var ya bizde onları görünce ben de bir an açıp birşeyler okumak istedim ama yapamadım. :)) Ya zaten bi ton proje yapmışız anamız ağlamış onları çekerken filan şimdilik hiç kasamam yani kendimi öyle dersler filan diye .:)) Aslında okul pek yorucu değildi de şu malum parti organizasyonu daha yorucu diyebilirim.Çevremde pek normal olayların yaşanmaması bu malum güne de denk geldi artık şaşırmıyorum.Hani bir an önce eğlenelim içelim ne yapacaksak yapalım da bitsin modundayız hepimiz böyle iş mi olur ya. :) RTV olmamız bizim yorgun insanlar olduğumuzu erkenden yaşlancağımızı filan ima ediyor sanırım.Aslında daha erken bir sene sonra filan yaşlanmamız lazım bizim hehehheheh :))) Peki şimdilik bu kadar diyelim bugün enteresan bir şekilde sıradan bir gün geçirdim onun tadını çıkarmak istiyorum o zaman
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE......

31 Mayıs 2011 Salı

.....abiYEAP bana göre değil ki :))

Evet şu malum balo geldi çattı.Bir çok olay yaşandı ve hala devam ediyor ama mezun da oluyoruz bu arada işte.Şu aralar insanlarla; "vay be mezun oluyorsun demek" filan gibi diyaloglar geçiyor aramızda gülesim geliyor ulan denyo kaç yıl okudum sanki hani sekiz sene okursun tamam da iki senecik okudum sonuçta.Tabi sağ salim bitirdik ona bir şey dediğim yok da hani ne biliyim komik geldi bir an. :)) Aslında bu aralar hormonlarım tavan yaptı biraz da onun etkisi var sanırım.Durduk yere gülüyorum ama hemen beş dakika içinde nedensiz başlıyorum ağlamaya.Mesela dün şu balo alışverişine çıktım,(kız olmaktan tiksindiğim an ) allahım onlar nasıl abiyeler öyle ya içim parçalandı.Hani giyinenler de var.Tamam milletin zevkine ( ne zevki be öykkkk) birşey diyemem ama hani ucuz da değiller baya baya pahalılar büyük bir ironi var elbiselerle fiyatları arasında şaştım kaldım. :) Çok ünlü bir mağazaya girdim.İsmini vermek istemiyorum neden bilmiyorum ama vermiyorum işte sinir oldum ya bir kere neyse Qutlet mağzasına girdim o mağzanın sıradan bir elbise buldum hoş değildi ama hani bir bakayım fiyatı nedir anam bakmaz olaydım ben o kadar rakamı bir arada hiç görmedim ( matematik dersleri hariç) yani bir de indirimli haliymiş bu.Bir an dalga geçiyorlar zannettim.Allahım bir sinirlerim bozuldu var ya anlatamam.Gözlerim doldu bu sefer başladım açlıktan ölen insanlar var bunlar neyin derdindeler diye söylenmeye .Demiştim ya hormonlarım dengesiz bu aralar diye bu da hayatıma yansımış şekli işte. :)) Sonuç olarak o parlak , çiçekleri boyum kadar olan,cırt renkler hakim olan elbiselerden almadım,alamadım bunu kendime yapamadım. :) Yine şirin hafif spor bir şey aldım kendime.Kendimi rahat hissedebileceğim ve kendim gibi olduğum bir elbise aldım.Hem de ucuzdu diğerlerine göre. :)) Ama şu bir kaç gündür sadece erkek olmak istedim.Bu ne ya çok ayrıntı var ama bedenim minik kaldıramadı bu kadar kızsal şeyleri :D O zaman şimdilik
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE :))

3 Mayıs 2011 Salı

HOŞGELDİK :))

Beş dakika öncesine kadar öyle aylak aylak internette takılırken benim hayatımda önemli bir yere sahip olan G yani namı diyar Tatalım :) bloglar açıldı yazı yazabilirsin dedi ve ben buraya nasıl geldim vallahi bilmiyorum.Tabi Tumblr diye bir yere üye oldum ama buranın tadını asla vermiyor ki.Ay içim nasıl rahatladı anlatamam burası benim için sahiden de farklıymış onu anladım.Ya baya bir zaman oldu burada yazı yazamamak yani bir sürü olay oldu tabi ki.Heyyyyyyy okulum bitiyor ya .Sanki biraz korku oluştu içimde ama hani arkadaşlardan ayrılıyoruz filan değil çoktan ayrıldım zaten onlardan ben o sorun değil de hani iş bulabilecek miyim acaba ? Ya da ne işin de çalışacağım? Aman biraz sorular var aklımı kurcalayan.Hani şu komik tiplerin Sortie de balo kutlamasında ne giyiniceğimden  daha çok farklı şeyler düşünüyorum yani anlayacağın.Evet o baloya bende gideceğim çünkü benim balom oluyor ama öyle pek de umursamıyorum sanki bütün hevesim gitmiş gibi anlayamadım.Bu pazar Taksim'deydim.1 MAYIS ya nasıl olamam ki.Anca hasta filan olmalıydım gitmemek için.Ama süper bir gündü tabi ki.Sahiden de insan kendini insan gibi hissedebiliyor.Ben sürekli katılırım zaten.Eylem nerede ben orada. :)Yani öyle işte.Ha değişmeyen bir şey daha var şu zaman diliminde.Altı harfli canavar ile hala kavga ediyoruz.Hiç bir şeyi beğenmiyor ve okul bitiyor mutluyum ne yapayım artık.:) Kendimi yırttım ama yok adam ısrarlı beğenmemekle bende takmıyorum artık ama bugün derste fena laf soktum ne diyeceğini bilemedi. :)) Ama ama ben haklıydım haklı olmasam susmasını bilen bir insanım zaten.Konuştum da konuştum.Şuan iyiyim yani . :) hehhehehehehh :)) O zaman şimdilik
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE ....:))

4 Mart 2011 Cuma

Aşık olmak mı ? Platonik takılmak mı ? ;)



Aşk bir zorunluluk mudur yoksa olmasa da olur mudur ?
Eğer sevdiğin varsa hayatında sevildiğini bilmenin tadını çıkartın derim.Sevilmek cidden insanı ayakta tutan bir duygudur.Bu şey karşılıklı olunca da güzel platonik olunca da.Platonik daha çok kendi içinde yaşamaktır.O kıro,ya da sana uygun birisi değildir ama sen platoniksindir; yani O senin için dünyanın en güzel şeyidir.Görmezsin sana uygun olmayan özelliklerini.Sadece o an yaşamak gelir içinden.Sorgulamazsın,evlilik hayalleri kurmazsın belki ama o an güzel şeyler yaşıyorsundur bozulsun istemezsin.Peki karşılıklı olunca da böyle güzel oluyor mu acaba ?
Evet ilk zamanlar çok güzel oluyor,karşılıklı anlayış filan.Sonra elde etmişsindir heyecan bitmiş gibi olur bazen.İstisnai bir durumdur bu.Her zaman böyle olacak değildir.Ama bir yere gitmek istersin izin vermez,ya da surat yapar kursağında kalır bazı şeyler.Kıyafetine karışabilir,makyajına,saçına.Hesap vermek zorunda kalabilirsin bazen.Eyvah! yavaş yavaş sıkılmaya başlıyorsundur.Aslında seviyorsun onu ama kendinde önemlidir senin için.Canın sıkılınca yine kendi kendine kalıyorsundur ve kendine hesap vermek zorunda oluyorsundur.Sonra sözlüklerden özgürlüğün ne anlama geldiğine bakmaya başlarsın.Ya unuttuğunu düşünürsün ya da hiç bilmediğini…..
Eskiden rahatça yapabildiğin şeylerin önünde koca bir dolap duruyordur,itekleyemezsin hele de benim gibi miniksen.Ya da onun her dediğini yaparsın o mutlu olsun aramız bozulmasın gözüyle de bakabilirsin.Ama o zaman aynada kendini görememeye başlarsın.Sen yoktur artık.Onun istediği sen vardır ve o da sana hiç benzemiyordur.
İnsanın sevgilisinin olması kötü bir şeydir diyen bir insanın sevgilisi olma ihtimali yüzde kaçtır? Hiçbir zaman bunu söylemeyeceğim.Hayatımdaki kişilere kendim olduğumu gösterdiğim için hiç biri 2 veya 3 haftadan fazla kalamadılar hayatımda.Niçin?Kendim olduğum için; yalan söylemediğim yapmacık olmadığım,olamadığım için.Ve biliyorum ki böyle olmaya da devam edeceğim,elimde değil.Anlayış hep gösteririm ama kendimden taviz veremiyorum maalesef bunu yapamıyorum.Bencillik değil bu ben olma duygusudur sadece.Bazen aşırı doğal oluyorum sadece onu biraz düzene sokmalıyım o kadar JBenim de hatalarım var tabiî ki mükemmel bir insan değilim asla da olamam herhalde. J

HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE…

3 Mart 2011 Perşembe

Israrla yazıyorum...ELLERİMİ TUTAMIYORUM...

Çok az bir zaman kaldı biliyorum.Sayfalar teker teker kapanıyor.Benim de kapanır yarın bir gün.Evet çok üzgünüm ama yazmamızı hiçbir şekilde engelleyemeyecekler.Ben yeni bir sayfa bulacağım kendime ve oradan devam edeceğim kaldığım yerden.Böyle bazı insanların az ömrü kalır ya ve bunu öğrenirler karamsar olurlar bir an.Öyle olduk bir çoğumuz.Bekliyoruz kapatılmayı.Ama ben ısrarla buradan yazmaya devam ediyorum.Kapatılana kadar da devam edeceğim.Güçlü olduğunu zanneden insanların bir oyunu bu bunu da anladım.Ama para onlarda ise bizim yapabilecek bir şeyimiz kalmıyor maalesef.Onlar güçlerine bir güç daha katmak ; para kasalarına bir yenisini almak için toplu katliam yaptılar..Her neyse olan oldu artık yeni bir yer bulmalıyız bizde.Buluruz da.Sorun değil.

İnsanlar çok tuhaf yaratıklar.Bugün otobüste baktım hepsine teker teker.İyi olanları da var kötü olanları da.Sevimli olanları da itici olanları da var.Ve benim ülkemde çok insan var.Tutacaklardan tutunan bir çok insan; bir çok el.Kimisi bakımlı kimisi yorgun kimisi pis bir sürü el.Ben çok severim insanların eline bakmayı.Anlarım sanki hayatını , yorum yaparım kendimce.Hayatımda ki insanların en çok elleri dikkatimi çeker.Hemen ellerine bakarım zaten.Kendimce tanımaya çalışırım O’nu.Eller samimidir,sıcaktır.Belki de ilk ve masum bir temastır.En masumudur ama.Yalnız bir el kadar kötüsü yoktur belki de.Nereye koyacağını bilemezsin.Genelde ceplerde takılmayı severler onlar.Orada ısınır orada yaşarlar.Eller belki de en masum yeridir insanın.Her şeyi görür bütün hatalarını; ama gene de seni asla bırakmaz.Düştüğün zaman tutunur bir yerlere seni tutmak için.Seni karşılıksız ,çıkarsız seven belki de ellerindir.
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE…

2 Mart 2011 Çarşamba

Vedalaşmak bana göre değil ki :((



Yok yok vedalaşmalar bana göre değilmiş bunu anladım.Aslında farkındaydım ama demek ki daha çok yaşamak gerekiyormuş.Bugün o kadar sarsıcı bir gündü ki ; sabah bloglar kapanıyormuş haberiyle yerle bir oldum zaten.Çok ama çok saçma ve bana göre bir şey olmayacakmış gibime geliyor ama insanları bu kadar hiçe sayma,bu kadar basitleştirme ve koyun gibi yapma çabaları her şeyden soğutuyor beni.Bir alanımız var dedik kendi alanımız özgürce takıldığımız bir alan dedik ama ona bile karşı çıktılar.Birisi bir hata yapmışsa ki o kişi cezalandırılsın ; komple kapatmak da ne demek oluyor şimdi anlamadım ki ben.Evet sabahtan beri yerimde duramıyorum , bir şekilde sesimizi çıkartmamız birtakım şeylere gerekirse baş kaldırmamız gerektiğini düşünüyorum.Babamla annem olayı tam anlayamadıkları için gereksiz heyecan yaptığımı düşündüler.Sonra anlattım işte.Babam bende şu yazılarını okuyayım bir gün dedi J sana göre değil ya filan oldum.Okusa da sorun olmaz da ben biliyorum acayip dalga geçer benimle; huyudur.Söz konusu ben olunca mutlaka bir alay konusu bulacak beyefendi. JJ Bir uzlaşmaya varılacak bence.Ben halen daha negatif olmak istemiyorum bu konuda ısrarla.

Sonra sonra benim bebeklik arkadaşım,aile dostumuz ,aradan yıllar bile geçse birbirimizi gördüğümüzde ilk günkü gibi konuşabildiğimiz gerçek dostum (T )yarın İtalya’ya gidiyor.Evet bence mükemmel bir olay ama o çok duygusal olduğu için bir an ayrılmak istemedi.Çok da iyi anladım onu.Zaten Temmuz gibi gelecek ve eminim her şey onun adına çok güzel olacak.Her gün dileklerimi eksik etmeyeceğim.Değer verdiğim insanlar üzerinde işe yarıyor,bunu biliyorum. J Son olarak vedalaşmalar sahiden de nefret edilesi bir şey.Hem sevdiğim insandan ki çok zordu ağlamamak için kendimi zor tutum.Hem de bu sayfamdan ayrılacak olma korkum sinir bozucu maalesef.Anladım ki ben vedalaşmaya müsait bir insan değilim.Aslında kimse değildir tabi ama ne bileyim.Kalbimin acıdığını hissetim arkadaşımı o halde görünce.O benim için çok değerli O’nu çok seviyorum.Her şey güzel olacak Ona ‘da söyledim.Keşke ben de gidebilseydim ama yazın belki sürpriz olabilir. J Keşke ayrılıklar olmasa vedalaşmak da öyle tek başına bir yerlerde takılsa…
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE ….

1 Mart 2011 Salı

Cinsellik mi Hİİİİİİİİ çok ayıp :))


Evet oldukça geç yazıyorum bugün.Ama şöyle bir şey oldu: Okula gittim yanıma defter götürmeme rağmen ( not tutacağım ya J) hocanın birinin mahkemesi varmış bir diğerinin ise amcası ölmüş.Yani yine boşuna okula gitmiş oldum.Ne yapsak ne yapsak dedik ; Perşembe günü planladığımız sinema gününü bugüne çektik ve oscarlık filme Black Swan’e gittik.Türkçe ismi Siyah Kuğu ama orijinal ismi daha güzel söyleniliyor. J Sonra da kızlar aradı Hadi İçelimmmm J Azcık çakır keyif olduktan sonra evime geldim çay filan içtim dinlendim ve anca yazımın başına geçebildim. Bugünkü konum Cinsellik….

Evet bir çoğumuzun “hiiiii….şşşşşş……sussssss….” dediği bir konudur bu.Yani en azından bizim toplumumuzun bu konuya baktığı bakış açısı diyeyim.Halbuki ne ayıptır ne de kötü bir şeydir,cinsellik.Aksine, herkesin kadın ve erkeğin bilinçlenmesi gereken bir konudur.Biraz basit bir tanımlama olacak ama yemek yemek nasıl bir ihtiyaçsa cinsellik de bir o kadar basit bir ihtiyaçtır.Her şeyin b*kunu çıkarttıkları gibi bununda çıkarttılar ama kim ne derse desin bir ihtiyaçtır ve bu durum gayet normaldir.Erkeklerin bu olaya bakış açısı daha farklıdır , kadınlara göre.Yadırgamamak lazım tabi farklı yaratılmış onlar,bunu herkes biliyor.Ama kadınlar bilinçsiz,ürkek bu konuda.Asla konuşmazlar kimileri.Sanki günahmış gibi.Bir sorunu varsa bile ki gayet normal bir durum araştırma yapmazlar.Ve bu yanlış bir davranıştır.Bir çok sorun doğurur bu.Filmde cinselliği biraz farklı açıdan ele almışlardı ve aslında hepsi olağan şeylerdi.Ürkek bir kız ve zaman zaman bir takım şeyleri keşfetmesi gerekiyor.Ve deniyor işte.Her neyse ayıp olan bir konu değildir ve bilmeyen insanların da bilinçlenmesi gerekir diye düşünüyorum.Kimisi böyle bir yazı yazdım diye beni eleştirebilir ama sadece aklımdakileri ve bugün izlediğim filmden etkilendiğim için yazıyorum.Kim ne düşünürse düşünsün.Kendin olduğun için içindekileri söylersin ; eğer O kızacak diye bazı şeyleri söylemiyorsan o zaman sen zaten sen olmuyorsun.İşin kötü tarafı da bunun farkında olmak galiba.
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE….

28 Şubat 2011 Pazartesi

Masum 3 Harfliler.....


Bugün acayip yorucu bir gündü.Ama öyle böyle değil.Neyse hiç anlatmayayım en iyisi.Bugün ki konumuz hayatımızda olan ve vazgeçemediğimiz şu 3 harfliler. J
Aslında bir çoğumuzun dili yansa da yine de vazgeçemediğimiz durumlar oluyor.İnsanız ve zaman zaman iradesiz olabiliyoruz.Aslında hayatın monotondur.Kendine göre.Hep aynıdır,iş-ev ev-iş ; okul-ev ev-okul……Çalar saatin hep aynı saatte çalar,hiç dokunmazsın bile.Sıkıcı olmaya başlamıştır hayatın.Ama bir o kadar da yorucu olduğu için o monotonlukta kaybolup gitmişsindir.Sonra bir gün evine giderken yolda,otobüste,durakta….O’nu görürsün.Önce kalbin normalinden fazla çarptığını hissedersin ama geçici bir şey zannedip umursamazsın.Eve gittiğinde aklına gelir ama anlam veremezsin.Monotonluğa devam edip mucizelerin seni bulamayacağına kendini inandırırsın.Ve ertesi gün; yine O’nu görürsün ve yine kalbin hızlı çarpar.Bu sefer daha fenadır.O’da sana aynı senin baktığın gibi bakıyordur.Bu sefer karnına bir ağrı saplanır.Her baktığında miden bulanır,kusarsın.Bağırsakların fazla çalışır,durmadan tuvalete gitmek istersin.Vücudun seni uyarıyordur ama sen anlamazsın.Ve bir sonraki gün.Çalar saatini sevinçle durdurur işe gitmek için sabırsızlanır ve eskisine göre daha bakımlısındır.Mutlusundur içinde bir şeyler kıpırdanıyordur.Sonra O’da karşılık verince bu duygularına AŞK kaçınılmaz oluyordur.Her şey çok güzeldir ilk başlar.Adeta dünya sizin çevrenizde dönüyordur.Zaman zaman tartışmalar yaşanmaya başlar,fikir ayrılıkları ortaya çıkar.Bu sefer AMA devreye girer.Sen her cümlene ama diye başlarsın ve kendini savunmak istersin,her seferinde.Artık tahammül edemezsin bu sıkıntıya,ilaçlar kullanırsın ama nafile.Tek bir çözümü vardır,ayrılık.Bir şeyi çok zorlamak iyi değildir diye düşünürsün.Bu sefer de ŞEY devreye girer.Tam başlarsın cümlene şey diye ama o şeyler havada asılı kalır.Neyse her şey olup bitmiştir.Bütün evrelerden her insan gibi geçmişsindir.Geriye kalan tecrübedir.Ama eski günleri O’nu ilk gördüğün an da ki o heyecanı kolay kolay unutamamışsındır.
Bu evrelerden bir çoğumuz geçmişizdir.Ve her seferinde yeni bir şeyler öğrenmek O kişi hakkında sövmekten daha iyidir.Sana kalan sadece o güzel anılardır,gerisi seni sahtece rahatlatmaya çalışan o aptal düşüncelerdir.
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE…..

27 Şubat 2011 Pazar

Herkesin bilmesi gerekir...


Havalar oldukça kötü bu aralar.Gayet normal çünkü kış mevsimindeyiz.Nedense hiç sevemedim şu kışı.Aklım hep yaz da.Şöyle enteresan bir durum var ama.Şimdi kışın istediğin kadar kat kat giyinebiliyorsun.Tişörtün üstüne kazak onun üstüne hırka filan.Yazın şöyle bir dezavantajı var.Sıcak ve istediğin kadar soyunamıyorsun.Yani terliyorsun ve istediğin kadar çıkaramıyorsun üstündekileri; bir sınır var yani. J O sınıra rağmen gene de seviyorum yaz mevsimini.Güneşin o parlak yüzü bana gülümsedi mi tamamdır.Hem sıcak olduğu için kilo da veriyorsunuz.Bunu kızlar için söylüyorum kilo ile problemleri olan onlar çünkü.Zaten bir erkeğin kilo ile problemi olmaması gerekir.Bu benim şahsi fikrim kilo size çok ama çok yakışıyor. J Tombul erkekleri her zaman daha samimi bulur daha çok severim.Hani bazı kızlar olur ya ‘benim sevgilim fit olmalı , üçgen olmalı filan’ zaten hiç anlamam şöyle pizza siparişi verir gibi erkek tarifinden ya. J Hiçbir zaman böyle bir düşüncem olmadı.Aksine doğal olmalı oldukça doğal;sıradan ve kilolu JBu benim düşüncem tabi ki.

Her neyse bugün 27 Şubat.Deniz Gezmiş’in doğum günü.Deniz Gezmiş’in hayatımdaki yeri ve önemi çok büyüktür benim için.Şuan her ne kadar gençler siyasetten uzak da olsalar herkesin tanıması gereken biri olduğunu düşünüyorum.Savunduğun görüş ne olursa olsun.Hani düşman gibi değil de insan gibi bir bakılırsa , tanınırsa bir çoğunun saygı duyacağı biridir o.Küçükken masal dinlemeye bayılırdım,her çocuk gibi.Benim masallarımın kahramanıydı Deniz.Çünkü evimizde hep ismi geçerdi ve ben de kafamdan masallar uydururdum onunla ilgili.Daha çok ufak olduğum için anlayamıyordum; gerçekten kahraman olduğunu öğrendiğim zaman’ işte bu’ dedim benim kahramanımda artık Deniz’di.Kimse onun gibi değildi ve olamayacaktı da.Türkiye’de olan nadir insanlardı.Özgürdü ve özgürlüğün ne demek olduğunu şu an ki insanlardan daha iyi biliyordu.Hiç unutulmaması da bir o kadar sevindirici bir olay.Ölümsüz olmak tam da Deniz için yaratılmış bir kelime.Unutulmayacaksın.İyi ki doğdun kahraman Deniz Gezmiş……

Benim için değerli birisini andıktan sonra; havalar bir süre daha böyle gidecekmiş.Biraz ama azcık sinirli uyanıyorum güne.Sert yapıyor havalar beni ister,istemez.Güneşin doğduğunu onun sıcaklığını bir hissetsem kendime geleceğim bundan da eminim.Güneşin gelmesine de az kaldı,biliyorum.Heyecanla bekliyorum onu.Baharın gelişini kutlamak lazım,minik bir partiyle. J Hemen organizasyonlara başlayayım en iyisi. J
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE….

26 Şubat 2011 Cumartesi

Bir sümüklü böcek kadar olamayan insanlar....

Yağmur yağdıktan sonra en çok neye dikkat edersiniz?
Yerlerin ıslanması,toprak kokusu.......Ben sümüklü böcekleri görürüm yağmurdan sonra.Evet yağmur dinmiş olur onlarda bizim içimizde olurlar.Çok da severim onları.Böle sessiz sakin etliye sütlüye karışmayan cinsten bir hayvandır sümüklü böcek.Yağmur sonrası yollarda onlardan milyon tane gördüm mü mutluluk kaplar içimi nedense.Sessizlik içinde hayata karışırlar bir an.Ben çok oynadırdım küçükken hatta sümükleriyle bile. :)) Biliyorum bu yazıyı okurken birçoğunuz  ıyyyy, iğrençççç diyosunuz ama küçükken de şimdidi de tiksinmem ben öyle ufak şeylerden.

Ayrıca sessiz , sakin olmaları onları daha çok sevmeme neden oldu.Efendi bir hayvandır sümüklü böcek.Kafasına dokunmak isterseniz önce kaçar, geri çekilir.Tanımadıklarıyla hemen samimi olmaz.Laubali değildir;bir ağırlığı vardır kendince.Sonra sonra onla ilgilendiğini anlarsa çıkar kabuğundan.Bazı insanlar sümüklü böcekle dalga geçer ama kendisi bi sümüklü böcek kadar bile değildir.Onun kadar efendi olamayan bir çok insan var. :)))Bir kere romantiktir bu böcekler.Yağmur sonrası çıkar karşına.Sen savunmasız, ıslanmış ve sinirlerin bozukken bir den yerde onu sevimli bir şeklide sürünürken görürsün; yüzünü bi tebessüm kaplar.Bazen bu bile yeter bir insan için.Biliyorum birçoğunuz sümüklü böceğe bu açıdan hiç bakmamıştınız.Ama ben derim ki yağmur sonraları ilk gördüğünüz yerde gözlemleyin onları.Cidden farklı olduklarını anlıcaksınız. :)))
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE....

25 Şubat 2011 Cuma

Aşk Adamı Doğum günümden 2 gün önce Ülke'me geliyormuşşş :)))

James Blunt 24 Haziran'da İstanbul'da konser verecekmiş.O kadar kararsız kaldım ki gidip gitmemek konusunda.Çünkü o sıralarda mezun olucam ve parti filan olacak, tarihleri de tam bilmiyorum.Tam doğum günümde yani 26 Haziran'da kep törenim olucak yani öle söylüyolar,bir değişiklik olmazsa.Bir de gidicez kızlarla konser sonrası illaki içilecek,efkarlancaz bir nevi. :))) Şuan da kararsızım,bilemiyorum yani.Sonra kesin gidicem derim bu seferde biletler bitmiş olur :)) En kısa zamanda kızlarla minik bir toplantı yapmam gerekiyo anlaşıldı. ;))
Bugün hava o kadar berbattı ki ben bile kalın giyinmek zorunda kaldım.Şapka taktım ya düşünün artık. :)) Resmen İskandinav ülkelerinin havası vardı.Böyle kasvetli,soğuk,kaba,sert,aksi bi tadı vardı havanın.Hayatta en son kalmak istediğim ülkeler arasındadır iskandinav ülkeleri.Yılın 365 gününün 360 günü yağmurlu ya.İnsan saçına fön filan bile çektiremez ; bişey yaptıramaz ya .:)) Tabi olaylara bakışım biraz komik olabilir ama yağmuru yerinde severim,herzaman değil.Ama bugün ki yağmur değil fırtınaydı resmen.Bir de ufak tefek olduğum için bi an uçup düşeceğimi zannetim ; bir yerlere tutuna tutuna yürümek zorunda kaldım.
Şu aralar çok sağlıklı besleniyorum.Bilemiyorum ama içimden geliyo.Dışarda bile ev yemekleri yiyorum o derece yani . :)) Abur cuburlar pek aklıma gelmiyo,almak bile istemiyorum.Ama şunları görünce tamamen fikrim değişti.Çok fena ama yaaaaa :((( :))))


Evet şu şekerlemelerden yiyip komaya girmek istedim bir an :))
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE .....

24 Şubat 2011 Perşembe

Güzel bir gün :)) Projeler geliyo sen görürsün güzel günü :)))

Oyyyyyyyy yeni dönem başladı ve projelerin haddi hesabı yok.Ama ben şöyle bir değişlik yaptım.Grubumdaki kişilerin hepsi erkek çünkü onlarla daha iyi anlaşabiliyorum ; bir de tek kız ben olunca dediklerim oluyo :))) Her ne kadar sorumluluk bende yoğunlaşsa da işimi seviyorum zaten,kafam rahatsa daha güzel işler çıkarabileceğimi düşünüyorum.Zaten grubumdaki insanlar da her zaman vakit geçirdiğim ,anlaşabildiğim insanlar.Bir sorun yok yani.Alın size o altı harfli canavarın dersinde anlatcağımız konu :))
Senaryo yazımı hakkında bilgiler vericez.Sürekli yaptığımız bişey olduğu için zorlancağımızı hiç zannetmiyorum.Ki grubumda olan E işini bilir zaten :))) asla sorun olmaz o kadar da kesin konuşuyorum. :))))
Her neyse bugün ellerim nasıldı bir bakın istedim :)))




Ya ben sarı bi oje gördüm ama 30 milyon diyolar ya.Hiç üzülmedim asla vermem o kadar para ya yazık ulannnn.Aç karnını doyuramayan insanlar var dışarda ben ise bi ojeye 30 milyon vericem.Beni bilenler de bilir zaten asla böyle bir eylemde bulunmam, bulunamam yani.Çoğu şeylerde olduğu gibi bazı konularda da aşırı duygusal düşünürüm,yapı meselesi.Ama 2 milyon verebilirim o da en fazla yaniii :)) Ve yarın araştırmaya çıkıcam , bulmaya çalışcam. :))

Bu da biricik C'min hediyesiydi.Yazın almıştı bana.Çok da severim bu kolyecikimi. :)) Yanlış anlaşılmasın C dediğim kişi benim hem cinsim ama neden böyle bir şey almıştı ona sormak lazım tabi :)) Ya da galiba biliyorum ben de neyseeeee..... :))
Evet bu aralar çok mutlutyum.Bir ara cidden kötüydüm.Hayatımda düzenli olan şeyler karışmıştı ve toparlıyamıyordum.Ama anladım ki karışmış olsa bile düzeltmeye çalışmak yerine hiç görmezlikten gelerek hayatına devam etmeli insan. Ben de öyle yaptım ve şuan mutluyum.Okul,arkadaşlar filan herşey gayet normal yani; kasmaya gerek yokmuş.Bişeyler duyulursa bile hiç üzerine alınmamak gerekiyomuş.Allah kahretsin ki aşırı duygusallığım bur da da devreye giriyo bazen, ama içimdeki şu megoloman Didar'ı çoğu zaman uyarmam gerekiyo; anlaşıldı.Bugün çok ama çok güldüm.Eğlenceli bir gündü anlıcağınız.Hele eve gelme maceramı hiç burda anlatmıyım , kelimeler bulamam yani :))
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE.... :))

23 Şubat 2011 Çarşamba

Sence bu yakıştı mı ?

Evet hazır zamanım varken biraz da modadan konuşalım.Kanal D de öğle saatlerinde gösterilen "bana herşey yakışır" programına denk geldim.Güya moda konuşuluyor gibi ama işin aslı öyle değil.5 tane kadın belirli bir bütçe ile alışveriş yapıyor ve puan alıyorlar,birbirlerinden.Ama işin içinde kadınlar varsa bilin ki orda çekememezlik de vardır.:)) Hani şu "yemekteyiz"deki seslendirme yapan "tarkan bey" yok mu o bu programdada var malesef.Yine herşeye maydanoz olup milleti kızıştırıyor.Amaçları adam gibi bir program yapmak değil galiba,onu anladım.Şu aralar tek izlediğim program bay j ve gevezenin N tv de yaptığı "fazla mesai" adlı programdır.Gerçekçi bir yaklaşımla kadın-erkek ilişkilerine değiniyolar çoğu zaman ve çok zevkli bir program.Her neyse konumuza dönelim.Moda.Ne- nasıl -kime yakışır ?
ımmmmmmmm şimdi öcelikli olarak size renkleri nasıl kullandığıma dair ip uçları veriyim.Ben genelde minik detaylarla uyumu yakalamaya çalışırım.Mesela küpelerle,ojelerle filan...

Bilekliğim ve küpelerim oldukça uyumlu duruyolar.Bunları takarken ayriyetten birde pembe göz makyajı yapmak gerekmez.Hem çok boğar hemde makyaj da renkler her yüze gitmeyebilir.Şayet kıyafetinize göre göz makyajı yapıyorsanız çok yanlış yapıyorsunuz.Yüzünüze göre, göz şeklinize göre yapmanız gerekir,makyajınızı.


Evet; bilekliğimi taktığımda bu ojemi sürmeden edemem.Başka mor renge ihtiyacım olmaz bu ikisi olunca.;))


Bu sefer küpelerle kombine ettiğim bir uyum olmuş.Çok renkli bir şey giymeyerek ve makyajıda doğal yaparak bu ikili oldukça kendini belli edecektir.


Ahahahhahah spor olmadan yapamam diyosanız hala tarzınızı koruyabilirsiniz.Çok yeşil olduğu için yine sade renkler ya da tek renk kullanarak bu ikiliyi kullanabilirsiniz.Oje ne kadar cırtlak bir renk olsada tırnakta oldukça şirin ve farklı duruyor. He bir de buna uygun yüzüğüm var ama şuan da aklıma geldiği için fotoğrafını çekmeyi unuttum.:)) O da aynı bu yeşilden ve gece parlayan bir yüzüktür.Bu kombineye uygun spor bir şeydir.


Papatya tacıma bayılıyorum.Okulda taktığımda ve derse girdiğimde hocaların yüzündeki o tebbesüm bile beni mutlu ediyor.OOOOOOO Didar hanım baharı getirmişsiniz :))))Yanındaki bebek pembesi inci boncuklu tacımda çok cici.O tacımı taktığımda pembe göz makyajı yapıyorum.Çünkü pembe benim suratıma giden bir renk.İlla ki göz makyajı yapmak gerekmiyor,kendime yakıştırdığım için yapıyorum ben.


Vuhuuuuuuuuuuuu acayip gizemli,asi ve pis bir görünmü var.Pis den kastım ; doğal,olduğu gibi kendini kasmadan duran görüntüye diyorum. :)) Beni tanıyanlar da bilirki "pis" benim hayatımda olan bir şeydir.Çok severimmmmm :))) Şimdi çanta oldukça kendini belli etmiş ve çok da güzel durmuş.Ama farkındaysanız eteğindeki mavi çiçeklerle de bir uyum oluşturmuş çanta.Dedeğim gibi minik detaylarla uyum yaratmak kolay ve göze daha güzel geliyor.Bu günlük bu kadar ; umarım yardımcı olmuşumdur bayanlarrrrr :)))
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE.....

22 Şubat 2011 Salı

Kendimce .....

Aslında karşılık beklemeksizin bir şeye bağlanmak tam anlamıyla bağlanmaktır, işte....
Birisinin senle ilgilenmesi hoşuna gider.Sonra acaba bu mu ? dersin.Sorular havada asılı kalır.Düşünürsün durmadan.Çevrendeklilere anlatırsın heyecan içinde.Ama sen kararsızsındır,çevrendekiler kesin konuşur.Umutlanmak istemezsin.

Sonra sen de inanırsın.İnanmak istersin çünkü. Ama bir yandan da korkarsın, ya büyü bozulursa,eskisi gibi olamazsak diye.Hem korkarsın hem de deli cesareti olur içinde.Bu da dengeleri alt üst etmeye yeterdir zaten.

Bir gün senin moralin bozuktur, bir gün onun.İnsanız ve bu durumlar gayet normaldir.İletişim biraz yavaş ve az olur ama o kadar.Yine eskisi gibi olunabilinir. Ona kardeş gözüyle bile bakabilirsin.Ya da herşeyini rahatça anlattığın bir yabancıdır o. Yolladığın her şarkıyı beğenen bir yabancı işte.

İletişiminiz sadece internet de olabilir.Eskilerin tadı asla olmaz ama gözüne belki de bir cevapsız çağrı ilişebilir.

HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE.....

21 Şubat 2011 Pazartesi

Kan ve Sperm mi ? ://

İnsanlar farklı olmayı seviyorlar.Aslında çok da güzel bir şey farklı olmak.Giyim-kuşamlarıyla,saç stilleriyle hatta çoraplarıyla bile insanlar farklı olmayı seviyor işte.Abartmadığımız sürece güzel bi olay bu. :).Abartı,her şeyin aşırısı göze pek de güzel gelmiyor.Ama ben bi haber duydum ve resmen ağzım açık kaldı.Lady Gaga parfüm çıkaracakmış.Banane bundan diyebilirsiniz çünkü ilk baş bende böyle dedim ama çıkaracağı parfümün kokusu kan ve sperm olacakmış.Hayda ; ne bu şimdi.Kanı severim.Ya ne bileyim, hayatımdaki  kişilerin bile kan gruplarını öğrenirim.Bana her zaman sıcak gelmiştir kan.Hani içimizde, vücudumuzda bir nevi yaşamamızı sağlıyor ya ondan olsa gerek kan hep hoşuma gitmiştir.Ama sperm nedir yahu... Hani farklı olmak güzel demiştik ama abartısı da hoş olmuyo demiştik.Yani kan ve sperm kokusu oldukça farklı düşünülmüş bir olay ama nasıl olur,nasıl kokar,kullanan olur mu hiç bir fikrim yok.Gelecek yıl çıkacak olan parfümün ismi ise "Monster" yani canavar olacağı açıklanmış.Açıkcası ilk duyduğumda çok tiksinmiştim ki ben öyle kolay kolay bir şeylerden tiksinen bir insan da değilim. :)) Bu olaya arkadaşlarım çok şaşırır hatta.Hani kızlar vardır ya "ayyyyy berkcan iğrençsinnnnnn" diyen ,işte ben hiç öyle bir şey demedim ,hatta o iğrençlikleri bile belki bende arada erkeklerle yapan birisiyim . :))))
Her neyse şimdi bulduğum bir kolyeyi göstercem size çok sade ama hoşuma gitti. :))

Sanırım üzerinde "Kalbin bilinemeyen sebepleri vardır" yazıyor.Eğer böyleyse sahiden de çok doğru söylenmiş bir cümledir.Çünkü cidden bilinemeyen en azından benim çözemediğim bir sürü nedenleri var kalbin....
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE....

20 Şubat 2011 Pazar

Ufak bir açıklamanın ardından......

Yanlış anlaşılmak, anlaşılmamaktan daha kötüdür. Ya bi abimiz din ile ilgili bişeyler yazıp çizdi ya millet isyan filan etti.Şuna bi açıklık getirmek isterim,şaka yapmak,karikatür çizmek filan güzel bişey tabiki ama konu din ise şaka filan yapılmaması gerekir,ben öyle düşünüyorum en azından.Çünkü din dediğimiz olay insanın maneviyatıdır ya en ama en özelidir.Hassas noktadır,dokunulmazlığı vardır.Kim neye inanır neye inanmaz bu beni ilgilendirmez,kimseyi ilgilendirmez aslında.Herkez özgürce düşüncesini sölemeli tabi ki ama insanlar bu konu hakkında yargılamaya o kadar meraklılarki...Din üzerinden  insanları kullanan bi başbakan olursa insanlar en azından bazı insanlar onun izinden gidecektir.Susulması gereken,sessizlik olması gereken bir konudur bu.Benim görüşlerim böyle.Benim çok özelime girer bu ve kimseyle de paylaşmam gerekmiyor.Sadece korkutucu olan şey din üzerinden insanları yargılamak,suçlamak,yok etmek...Türkiye etnik bir kökene sahip tarihsel bir ülkedir.Eskilerde ermenisi,yahudisi,çerkezi kardeş gibi yaşıyorken;şimdi ise millet çocuklarına onlar düşmanlarımız diye tanıtıyor ve bu insanlığın bitme evresine geldiğini gösteriyor.Bana küçüklükten beridir hiç kimseyi ayırma, sakın ha ırk ayrımı yapma dediler,haklılar benim gözümde.Hiç böyle bir düşüncem bile olmadı ,olmayacakta.Ama ilerde hristiyan birisiyle evlenirsem ailem bu duruma şaşırır belki ama ben istedikten sonra sorun olacağını zannetmiyorum. :)) Çokkkkkk uzak bir ihtimal örneğiydi bu tabi ama amacım ayrım yapmadığımı göstermekti.
Blablablablabla falan filan işte bu açıklamayı yapmam gerektiğini düşündüğüm için yaptım.Her neyse......

BEN Bİ KAÇ CİCİ ALDIM KENDİMEEEE :))


Pudra rengi deri ceket. :)) Bunu almak için bi kaç hafta para biriktirdim ama azmin sonu zafer kelimesi işte tam da benim bu halim için kullanılabilinir.Bedeni xs ama tam üzerime oturdu. ;)


Ahhhhhh ablam ahhhh . Ya benim hayatımda bir cadı var ki sormayın.Geçenlerde geziyorduk bu tışört e aşık oldum.İlla alıcam da alıcam demesinmi.Ya abla dolabım dolup taştı dememe rağmen beni dinlemedi tabikii ve aldı.Hayatımda ki en önemli insanlardan bi tanesidir o en güzel bi tanesi ama :)) Dükkandaki çocuğun surat ifadesini görmenizi isterdim.Ablam- ben al almıcam al almıcam al almıcam tartışması yaşarken çocuk deli gibi bize bakıyordu. ahahhahah :))) Teşşekürlerimi ve öpücüğümü verdikten sonra ablama, gelelim bu tişörte.Önünde çok değişik duran püskülleri var,tüy gibi.Benim çok hoşuma gitti, yakıştı da :))He bide şunu söliyim çok ucuzdu.Avcılar erenler pasajından bulabilirsiniz.


Bu çok şirin bir saç bandı.Ama ilk gördüğümde gözlerimdeki parıldama görülmeye değerdi.Gri ve beyaz tonlarıyla şirin çiçekleriyle resmen beni al beni alll diyordu.Cebimde de param vardı elim mahkum aldım :))Accessorize'den aldım.Yüzde %70 indirim vardı.28 TL lik saç bandını 8 tl ye aldım.Ama inanın buna 28 tl ölsem vermezdim.İndirmdeydi diye bir de böyle birşeyim yok diye aldım.


Evet geldik şu meşhur ojeye.Kahverengi flormar ojesidir kendisi.Ben geçenlerde anneme bahsetmiştim.Kadıncağızın kahverengiye karşı bir hoşnutluğu var,al bana dedi.Aldım ve her zamanki gibi annem beğenmedi. :)) Ne alırsam ona illaki bişeyini beğenmiyo ya çok komik bir durum.Neyse ojenin bana kalacağını biliyordum zaten.En güzeli ben üzülmeyeyim diye beğenmediğini de pek göstermek istemiyo böle bahaneler uydurması yok mu bayılıyorum kadına yaa :)))
Evet cicilerimizi de gösterdik, bitti. E o zaman
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE.... :))

19 Şubat 2011 Cumartesi

Bir insanı İNSAN olduğu için sevmek...ZOR MU ?

Offffffffffff öyle yorucu bi gündü ki anlatamam ama yaa :(( Dün gece hiçç uyuyamadım,ve 6 da kalkmam gerekiyodu.5 te uyumuşum o esnada rüya gördüm zaten sonra kalkmak zorundaydım.Rüyadan çok etkilenmedim beni etkilemesine izin vermedim diyeyim....
Sonra ilerleyen saatlerde midem ağrımaya başladı,kustum filan.Iyyyyy :(((
Hayatımda yine tuhaf şeyler olmaya başladı.Burda söyliyemiyeceğim şeyler olsa da etkilenmemek için elimden geleni yapıcam.Çünkü ciddi anlamda yoruldum ve kafa dinlemek istiyorum.Mesela öykü filan yazmayalım.Film çekmek zorundayım çünkü.Zorunda demiyelim de çekicem diyelim işte.Yeni bi kitap aldım kendime FİRARPEREST içinde ufak ufak kendinizi mutlaka bulacağınız öyküler var.Daha yeni başladım ama beğendim diyebilirim.Şimdi ben genelde dram türü filmler çektim bugüne kadar.Hep bi acı,keder,imkansız aşk filan vardı ama tarzımı değiştiriyorum.Şimdi yazdığım öykü komedi olacak.Çünkü bugüne kadar çekmediğim bir tarz olsun istiyorum.Kısa film olduğu için olayları çok çok abartmaya da gerek yok.Ama bu güzel bişey olsun istiyorum.Gerçi genelde insanlar beğeniyolar filmlerimi de ne bileyim farklı bir tarz olsun istiyorum.En çok beğendiğim filmlerimin arasında "gay"ların hayatı ile ilgili olan filmimdi.Evet kimsenin aklına gelmeyen farklı bi konusu olan bi film olmuştu.Senaryosu bana aitti ve millet nasıl yazdın bunu deyip durdu.İnsanları gözlemlemeyi cidden seviyorum hani iş olsun diye yapmıyorum bunu.Bi gün otobüsteydim ve O bindi otobüse.Tabi kıyafeti, konuşma tarzıyla oldukça dikkat çekmişti.Ama tuhaf olan bişey yoktu ortada.Hani mal mal bakınılcak bi durum yok anlatabildim mi. Neyse arkamda iki tane erkek bakıp bakıp duruyolar O'na.İlkin bişey demedim,susmalarını bekledim.Sonra baktım işi abarttılar yukarıya baktım,Allah'la konuştum,o da onay verdikten sonra :)) arabadan inerken küfür ettim. :) Ama napıyım ya dayanamadım.O insanın yerine koydum kendimi.En güzel yapabildiğim şey Empatidir.Ben olsam çok üzülürdüm yani.Şimdi o çocuklar erkek diye geçinen tipler var ya , hani ona buna gereksiz laf atanlar,işte onlar bacılarına laf atıldığı zaman namus cinayeti diye ortalıkta geziniyolar.İnsanların bazıları cidden eğitimsiz ya ,üzülüyorum.Halbu ki o da insan ya.Konuşmak zorunda değilsin tabi ama yaşamasına izin ver.Ben şahsen hiç yadırgamam hatta gidip hayat hikayelerini bile dinlerim.Bir insanı sevdiğin için,arkadaşın olduğu için, ailen olduğu için seversin tabiki ama önce onu insan olduğu için sevmelisin.Ne biliyim ben hep öle yapıyorum.Evet şu aralar yaşadıklarımdan dolayı azar azar tekme yesem de umrumda değil.Ben gene sevmeye devam edicem.
Her neyse şuan çekmeye hazırladığım film üzerinde çalışmalar yapıyorum.Mekan,oyuncular filan kim olsun diye düşünüyorum.Öykü haline getirip yazmaya çalışıyorum.Umarım güzel bişey çıkar ortaya. :))
Evet hayalperest bir insan olabilirm.Hayal kurmaktan büyük bir zevk de  duyuyo olabilirim.Genel de hayallerimi insanlarla paylaşırdım;şimdi ise kaçıyorum,anlatmıyorum.Firarperestliğe doğru yol alıyorum sanki.Buralardan gizlice gitmek gibi bişey geçiyor içimden...
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE...

18 Şubat 2011 Cuma

Herşeyin güzel Olacağını Bilmek :) ilaçlardan ilaçlardan...... :))))

Bir kaç gündür evden dışarı çıkmıyorum ama hiç hiççççç :)) Bu sabah bi sarsıntıyla uyandım güne.Ev sallanıyodu ya.Önce bana öyle geliyo zannettim ama hayır ev cidden sallanıyodu avize filan da oynadı.Ya deprem oldu ya da sokağımızda yol çalışması var onun etkisiydi bilemicem ama evde tek olmama rağmen hiç korkmadım.Oldukça soğuk kanlıydım; kullandığım ilaçla alakalı galiba.Biraz rahatlamak için kullanıyorum ve insanı oldukça rahat yapan bi ilaç.Sadece bitkisel hayatta gibi oluyosunuz size ne denirse yapıyosunuz o kadar :))) İlk kullandığımda çok fena olmuştum.Didar şunu yapar mısının Tabiiiiii :) Didar'cım şuraya gider misin Olurrrrr :))
Hiç itiraz etmeden herşeyi yapıyodum.Biraz azalttım,zararlıymış fazlası.Ben fazla içtiğimi önce sölememiştim,sonra ölüm mölüm dediler amannn şimdi boş yere ölmiyim diye azalttım içmeyi :)) İşin tuhaf yani şurup olduğu için rahat içilio ve bağımlılık yapıyo.Sinirlerim bozulduğunda dikiyorum kafaya ama sanki bi vampirsiniz ve birisinin kanını içiyosunuz öyle bir his oluyo durduramıyosunuz kendinizi...
Okuduğum kitap bitti.Güzel ve acı bir aşk vardı.Atatürk'ü seven,deli gibi seven ve sonun da kendini öldüren Fikriye'nin hikayesiydi.Okuduktan sonra çok üzüldüm.Düşündüm bir insan severken kendini öldürebilir mi? Ben birisini o kadar sevmediğim için anlamamam normal tabi ama kötü yani .Fikriye'nin duyduğu,hissetiği,özlemini çektiği anıları öyle bir anlatmışlar ki o anlarda kendimi buldum Fikriye'de.Evet ben de onun gibi hissetmiştim ama kendime zarar verecek kadar değil.Tabi dünya hali kimin ne olacağı belli olmaz ama kimse bu duruma düşmesin isterim.Sonumuz Fikriye gibi olmasın.....
Social Network'u de izledim dün.Eğlenceli ve gerçek olan bir hikayeydi.Filmi izledikten sonra Facebook u açmak da komik oldu biraz :)) Gencecik bir çocuğun facebook u nasıl kurduğunu anlatıyordu.Ve o çocuk halaa gencecik ve aklımın alamayacağı kadar parası var.Parası beni ilgilendirmez de kız arkadaşına sinirlenip böyle hayatını değiştirecek bi şey yapması oldukça iyi olmuş onun adına :))
Dün annem eve geldiğinde sana bir süprizim var dedi.Dedim alla alla ne ki acaba.Bir baktım ki en sevdiğim tatlıdan almış,pahalı olduğu için aldırmazdım ona o da bilir bu huyumu alır bana .Çok sevindimm ve yedim yedim yedimmm. :)) Öptüm onu da kocaman.Hayatımda ki en güzel şey ailem.Ne kadar hata yapsam da ( az da olsa :)) herzaman anlaşabildiğim insanlar onlar.Hayatımda güzel insanlar var.Arkadaşlarım ,değer verdiğim,başka anlamada sevdiğim ama onunla sonradan arkadaş olabildiğim,kin-nefret asla beslemediğim,kimseye kötü söz söylemediğim,anlayışla karşıladığım eşsiz insanlar var .Ve hepsinin yeri ayrı.Şöyle bir huy var; eğer beni sahiden de üzmüşse o gider hayatımdan,çıkarırım yani.
Neyse herşey güzel olacak zaten bunu bilemek de güzel. :))
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE.....

17 Şubat 2011 Perşembe

Kendim kaşındım Kendim gerildim :)

Dün gece yarısı KOKU : Bir katilin hikayesi adlı filmi izledim.Konusu çok iyi ve farklıydı.Görüntüye,görselliğe diyecek lafım yok zaten.Etkilenmemek imkansız gibiydi.Ben parfümü üzerine boca eden insanlardan değilim ama şuan filmin etkisinde olduğum için fazla kullanmayı düşünmüyorum.Hiç düşünmüyorum demiyorum çünkü parfümsüz yapamam bi de yurt dışından bi çok hediye parfüm geldi bana kullanmadan edemem :)))
Bir film izlediğimde veya kitap okuduğumda etkisinden bi süre çıkamam.Hemen olayların içine atarım kendimi, öyle düşünmeye başlarım.Koku filmini izleyen bazı insanlar porno gözüyle baksa da çıplak kadın vücuduna nasıl bir pis gözle baktıklarının işaretidir bu.İnsanımızın aşamadığı ve aşamayacağı bi konu malesef.Halbu ki sevişme sahnesi bile yoktu; orda anlatılan olay tamamen farklıydı,anlayana....
Filmin yapım ülkesi arasında Fransa'da var.Ben anladım ki Fransızlar sahiden de çok farklı ve zeki insanlar.Bir kaç Fransız filmi daha izlemiştim.Onlar da çok güzel ve farklıydı.Beni etkileyen kısmı farklı olmaları oluyo genelde.Kimsenin düşünmediği konular,görüntüler filan....
Okulum açıldı,evet ama ben gitmiyorum.Haftaya başlarım artık.Şimdi her gün bi film izliyorum,kitap okuyorum.Günlerim böyle çok güzel geçiyo.Hayatımın geri kalanını böyle geçirebilirm; inşallah bu kadar vaktim olur ilerde. :)) Birazdan SOCİAL NETWORK 'u izlicem.Facebook ile ilgili olan şu film. :)) Yorumlarımı yazarım gene size.Neyse; heee bu arada önceki yazdığım yazılarda bahsettiğim şu mektubum geldi ama daha elime geçmedi haftasonu gidip almam lazım, heycanla bekliyorum. ;))
O zaman HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE ....

16 Şubat 2011 Çarşamba

FARKLI BİR DÜNYA

Evet farklı dünyalarda yaşayan tek yaratık çocuklardır.ahhahahahhah çok sevilimliler ama yaa. :))
Benim çocuk sevme şeklim genelde döverek,hırpalayarak oluyo.Ağlatıcam bi kere. :)) Bu gün onları gözlemledim ve tekrar çocuk olmak istedim bi an.Süperler,dünya ; oynadıkları futbol topunun etrafında dönüyor resmen.Aslında çok zekiler ama çocuklar işte...Bilmiş çocukları hiç sevmem azcık saf olucaksın ya sen daha çocuksun, ilerde zaten ukala olucaksın ister istemez.Ben çocukluğunu doya doya yaşamış birisiyim.Zevkliydi çocukluk anılarım; sadece çok taşındığımız için anılarım parçalandı malesef.Puzzle gibi yapmaya çalışıyorum bazen,hatırlamak için.Onların ruh hallerinden çok iyi anladığım için çocuklar da beni sever genelde :)))
Ama döverim bi kere kesin,içim rahat etmez yoksa ahahhahahah :) Tiplerinden,şivelerinden nereli olduklarını anlayabiliyosun.Ben varoş kesimdeydim bu gün, hani genelde kimsenin gitmediği yerler var ya işte oralardan bahsediyorum.Şiveli konuşan insanları her zaman sevmişimdir.Çok doğal oluyolar,kendileri gibiler işte.Kasmıyolar kendilerini.Sevdiğimden de konuştururum onları. :))
Karadeniz şivesi veya bi doğulunun şivesi hepsi çok sıcak ve emin olun konuşmak daha zevkli.Bizde doğulu birini görünce bi geri çekilme ,korkma vs duygular içine girme gibi bir durum var.Onlar toplumda potansiyel suçlu gözüyle bakılıyor.Bunu yapanlar da belli zaten.Ben de önyargılı bir insanımdır ama bunu sokaktaki insana uygulamam,hakkım da yok zaten.
Amannnnnnnnnnnnnnnn neyseee; ben bu gece bir gerilim filmi izlicem.Sabahtan beri kendimi hazırlamya çalışıyorum; çünkü psikolojik gerilim ve özellikle kadınları etkileyen bir filmmiş.İsmi KOKU belki duymuşsunuzdur.Ne zamandır izlemek istiyodum ama kendimi hazır hissetmiyodum şuan hazırım.Bu gece evde herkez uyudktan sonra bu filmi izliyorum.Yorumlarımı kesinllikle sizinle paylaşıcam.İnşallah etkilenirim.....
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE...

15 Şubat 2011 Salı

MAYDANOZZZZZZ

Bugün bayaa bi geç yazıyorum yazımı.Çünkü evime geç geldim.Yine süper bir günün ardından yazımın başına geçtim.Biraz kafamın yerine gelebilmesi için çay yaptım kendime şuan yudumlayıp,yazımı yazıyorum :))
Immmmm bugün sabah radyoda bişeyler duydum.MAYDANOZ 1 .Neymiş; Nurgül yeşilçay kocasından ayrılmış ve hemen bi sevgili yapmış.Eski kocası da onu böyle mutlu gördüğü için memnun olduğunu söylemiş.Tamam olabilir yani neden olmasın ki aşmışlar demekki bitakım şeyleri böyle söylemesi de normal.Anormal olan ise; gazetecilerin 'ayyyy bu nasıl adam yaa yuh.....Hiç gerçekçi gelmiyo bir erkeğin böyle demesi filan vb blablablablabalaaaa....
Ya rahatsız mısınız siz adam açıklamasını yapmış kime ne inandırmak zorunda ki.Bu kadınları anlmak cidden zor bi iş.Ben bile hem cinslerim olmasına rağmen anlamış değilim.Böyle nazik,efendi bir erkeğin olabileceğini düşünemiyolar.Çünkü her kadın hayatının bi evresinde ÖKÜZE tapmıştır :))) Kadınlar maço hafif kıro erkekleri seviyolar bu belli oldu.Azcık nazik ol şüphe bile eder bunlar valla :))Şahsen böyle bi düşünce hiç aklımın ucundan bile geçmedi hep insan olsun yeter demişimdir;ona göre birileri çıkmıştır karşıma....
MAYDANOZ 2 .Dün gazetelerde bişey gördüm ve sahiden de ülkem için ciddi bi şekilde endişe etmeye başladım.Adamın teki karikatür yapıyo ve allah yoktur diye bir yazı yazıp,ayrıca din hakkında bişeyler söylüyo.Özgür bir ülkede değil miyiz biz ya isteyen istediğini yazar.Facebook ta hemen sayfalar açılmış karikatürü yapan kişiyi kınıyoruz filan.Ya işiniz gücünüz yok anca milleti bölme içine girin tamam mı ? Sen allah var deyince o seni şikayet ediyor mu ? hayır.Sen neden böyle bir çabaya girişiyosun bilmem ki.Kardeşim herkezin inancı kendine ya. Burda amaç allahı kendince korumak filan da değil olayın ne olduğunu bilemden bi taraf seçmek, taraf oluşturmak işte.Beni hiç bi şeklde ilgilendirmez milletin neye inandığı.Ama çevremde bu konuya değişik yorum getirenler de var tabiki saygı duyuyorum onlarada, yargılamıyorum.Hakkım yok böyle bişeye çünkü.....
MAYDANOZ 3 .Aslında bunu yazmıcaktım ama halaa konuşuluyo ve deli olmamak içten değil.DefneJoy öldü;tasası millete kaldı gene.Yahu kadın ölmüş gitmiş ne diye yargılarsın ki ne oldu hayatın mı değişti onca lafı ettin de...Tamam kendince doğruları söylemek tabiki hakkın da ölmüş birinin arkasından da bu kadar ağır konuşulmaz;insanlığa sığmaz bu.Ama anlıyorum ki ülkem de insanlık ölüyor.Malesef çok üzücü ama doğru galiba.Herkes birbirinin olumsuz yönlerini söylüyor sadece.Kimse sevmiyor birbirini yaa.Sevgi insanı yaşatabilir,ayakta tutabilir.Üzücü ama gerçek gibi gözüküyo KİN -SEVGİYİ geçiyor gibi.Şimdilik kin(1) sevgi(0)
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE....


14 Şubat 2011 Pazartesi

ŞİMDİ BEN NE DİYEYİM BİLEMEDİM Kİ...

Tuhaf bi günün ardından evimdeyim.Sabah uyanamadım ve okula geç gittim haliyle :)) Ama okula bi gittim derse gireyim dedim hoca yoklama almıcam demesin mi ..... Haydaaaa bi kaç saat için okula gelmiştim bi saat bile durmadan evime geldim.Başım acayip ağrıyodu duramadım.Bilseydim hiç gitmezdim yani,gıcık olmamak elde değil.Ama yarın güzel bi gün olcak onun için kendimi avuttum bi an .Çünkü bi hocayla kavga etcem,etcez diyeyim.Hakkımızı yemiş o altı harfli canavar.Ya böyleleri de üniversiteye hoca oluyo ya ciddi ciddi bu ülkeyi terk edesim gelio hemen.Kesin kargaşa olcak ama umrumda değil,şikayet bile edemez küfür etmediğim sürece ki kendimi tutmam lazım,haklı iken haksız olmayayım diye:))Okulu sağ salim bitirirsem çok sevincem yaaaa :) Okulumda kendimi erkek gibi hissetmek değişik bi duygu olsa gerek...
Ya bi gidiyorum bir kızlar var aman allahım MARSHALL sponsorları olmuş sanki,anlatamam ;yüzlerindeki boyadan yüz mimikleri gözükmüyo.Seviniyo mu üzülüyo mu anlıyamıyosunuz ahahhahahhahahha :)) yazıkkk yaa
Tamam ben de makyaj yapıyorum tabi ama abartmıyorum hiç bi zaman.Herşeyin aşırısı kötü zaten ne gerek var ki.O kadar dalga geçtim ama hepsinin de sevgilisi vardı naberrrrrrr :)))Ellerinde güllerr okula gelmişler.Nispet yapıyolar sanki.Halbu ki o kadar basitler ki o kadar çok ki onlardan Türkiye'de anlatamam.Ama kendilerini farklı hissediyolar işte :) ee o da güzel ne diyeyim.
İşin enteresanı artık erkeklerde öyle ya.Aman yarabbim bir kokoşlar bir kokoşlar bazı kızlar halt etmiş onların yanında.Yanımdan bi geçiyo sahneye çıkıyo sanki...p...:)) parfümü boca etmiş üzerine,saçlarına yorum bile yapamıyorum,kıyafet janjanlı öyle karmaşık renkleri bi insanın üzerinde zor bulursunuz o derece yanii :))
Ya tamam kadın-erkek eşit dedik eşit de olamlı ama erkek neden bu kadar süslenir ki.Kadının doğasında vardır ama erkek doğal olmalıdır ya.Kadın da doğal olmalıdır tabikii ama demek istediğim hani kadın hep böyleydi eskilerde de böyleydi ; erkek yeni yeni değişti.Bazıları cidden komik gözüküyo.Bakımlı olmakla kokoş olmak arasında okyanuslar kadar fark var.İnsanlar aşırılığı seviyo onu anladım.Mesela bazı kızlar var esmersin sen yaa ölsen sarışın olmazsın kapkarasın yanii neyi değiştirmeye çalışıyosun anlamamki.Ama ısrarla kendini sarışın yapıyo ve emin olun bi çoğu trabzonspordaki Yattara'ya benziyo ahahhahahhah :))) Güzel olduklarını düşünüyolar ama göz bozuyolar yaa.Tabi şimdi o kişi halinden memnunsa bize laf etmek düşmez de ben gözlemlerimi yorumlarımı katarak söylüyorum.Sonuçta herkezin söz söylemeye hakkı vardır.Dinlemek isteyen dinler istemeyen çeker gider.
HER GÜN GÖRÜŞMEK ÜZERE :)))