21 Ağustos 2011 Pazar

Taşlama :)

Her şeyin fazlası zarardır biliyorum.Bu cümleyi yazdım çünkü ben bir şeyi her gün yapmaya başladım.Neredeyse her gün milkshake içiyorum.Bu sıcak havalarda çok iyi geliyor.Ice tea içemiyorum çünkü çaya saygısızlık yapıyormuşum gibi geliyor.Çay dediğin demlikte ölümüne kaynar ve sıcak içilen bir şeydir.Çayın yanında asla şeftali yemezsin mesela.Ama ıce tea şeftali diye de bir olay var şimdi.Ice tea zaten umrumda değilken şeftalisini duymamış olayım.Ya yazık ama çayın bütün özelliği ölmüş gibi hatta tam ölmedi can çekişiyor ki bu daha acı bir durum.Milkshake kendi halinde bir süt işte.Muzlu,çilekli,çikolatalı vs.. Ama sütü bozmuyorlar sütün bildiğin özellikleri kanlı canlı karşında. :) :) Evet bu gün oturdum ve şu anlamlandıramadığım çayı içen arkadaşımın karşısında tam da bu olayı düşündüm.Hastaları var bu şeyin.Ben çayı çok sevmem ama bir şeyin özelliği bozuluyor ya deli oluyorum hemen avukat kesiliyorum, o bir çay da olsa korurum haklarını banane. :) :)Farkındayım hava çok sıcak ve neye bulaşsam diye bekliyorum, öyle böyle değişik fikirler geliyor aklıma.Mesela hani herkes yazıyor ya şuan iletisine "aşık olmak istiyorum" diye.Ne kadar sade bir şey ya.Ben öyle kuru kuruna aşık olmak istemem.Mesela "paolo nutini dinlerken aşık olmak istiyorum" daha bir amacı olan ve kendini yansıtan bir şey oluyor.Bir amacı olmasa da olur ama kendini yansıtman lazım yoksa herkes aşık olmak istiyor zaten bir farkın olmalı değil mi? Ne yani sen de herkesin taktığı şu kenar çerçeveleri siyah olan filozof gözlüklerinden takıp bilgiç havasında gezmek istiyorsan o senin bileceğin iş tabi ki. :) Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim iki sene ingilizce den kalarak ve İngiltere'ye gidip ingilizce öğreneceğini zannediyorsan yanılıyorsun bebeğim. :) Kafanda ben bu işi bitirmeliyim demedikten sonra Nihat Doğan gibi şaşırırsın "Yav adamların köylüleri bile ingilizce konuşuyoooo"diye  :):):) Bir işi istemedikten sonra yapamazsın ne kadar o" bilgliyim"  gözlüklerinden taksan da. :)
Bu arada bi ipod touch istiyorum,müzik çalarım yok ya.Ama nedendir hissediyorum çok yakın bir zamanda hayatıma girecek ve ben de albümlerimi içine yükleyeceğim. ;)

18 Ağustos 2011 Perşembe

Doktorlardan dolayı mağdur olacak bir dönemdeyiz :)

Minik not defterimde yazdığım 1 Ağustos ve 10 Ağustos tarihlerindeki yazılar arasında dağlar kadar fark var.Birisinde alışamama sıkıntı stres diğerinde daha bir rahat mutlu filan gibi.Evet değişken bir insanım düşüncelerim çok hızlı ve çılgınca hareket ediyor.Onlar beni yönlendiriyorlarmış gibi.Bazen yorsa da beni alışkınım sanki düşüncelerimin arada yaptıkları bu düşüncesizliğe. :) Biraz değişik bir cümle oldu ama değişkenliği sevdiğimi söylemiştim. :) Şu anda türk gençleri bir takım olaylardan dolayı mağdur durumdalar.Örnek verecek olursam özel bir kanal olan "show tv" nin insanları aptal yerine mi koyması yoksa onları çok önemsediği için,bilgilensinler diye mi sabah akşam "doktorlar" dizisini yayınlıyor ben ve bir kaç milyon insan  bu olayı anlamış değil.İşin enteresan yanı ablam bu diziyi sabah akşam izleyenlerden. :) Ama şöyle bir durum var o saate bilerek mi bilmem televizyonda hiç bir şey olmuyor insan " ya aç bari de doktorları izleyelim" deyiveriyor.Şöyle bir düşüncem var belki buradan bir kaç insan beni kınayacak ama yinede yazacağım.Doktorlar dizisinde olay bir hastanede geçiyor haliyle ama hastane mi yok sa orası k,,rane mi belli değil.Evet ağır konuştum ama maşallah herkesin bir aşkı var bu ne bolluk yahu. :) Şans dan ibaret durumlar söz konusu ki çoğu zaman hiç gerçekçi olmuyor malesef.Türk dizileri komik ve yerle birdir genel de zaten.O yüzden daha da yorum yapmayacağım.Bitti. :) :) İnsanın televizyonunda bu kadar rahatsız edici bir olay oluyorsa kayıtsız kalamıyor malesef. :) Hele ki ben hiç kalamazdım ki kalamadım da. :)
Bu arada "danone" nin şu meşhur tatlısı var ya onu yoğurt kabı gibi büyük bir şeyin içine koymuşlar ramazan nedeniyle böyle tatlıları seviyorsanız üç liraya altın vuruş yapıp bu dünyadan mutlu bir şekilde göçüp gidebilirsiniz. :):) Doktorlar dan da nefret etmenizi gerektirecek bir neden olmaz o zaman .Benim söyliceklerim bu kadar.Tabi ki de şimdilik....... :)

16 Ağustos 2011 Salı

Kapitalist Kız

Evet bir türlü ayak uyduramadım babamın ve atalarımın yaşadığı yere.Bundan on yıl önce sanki buraya ait gibiydim ama çocuktum ve her şey daha kolaydı.Şimdi yaşamak da ilişkiler de benim açımdan oldukça zor.Benim gibi bir insanın iletişim kurmak da zorluk çekmesi kadar komik bir şey yok sanırım. :)) Burada olan benim yaşımdaki insanlar her sene buraya geliyorlar ve haliyle ilişkileri oldukça iyi.Ben on yıl ara veriyorum ve onların içine girmeye çalışıyorum.Birkaç tane iyimser olup beni de aralarına dahil etmek isteyen insanlar oldu.Ama çoğu yabancı gözüyle bakıyordu ki onlar için öyleydim.Beni kapitalist görüyorlardı belki de.Beğendikleri şarkıları dinlemediğim ve sadece gözlem yapmak amacıyla yanlarında bulunduğum apaçık ortadaydı.Belki de bilmem ne marka eteğim ve bilmem ne marka aksesuarlarım la küçük bir kapitalist tim, onlar için.Ama düşüncelerim tabi ki de o yünde değil.Ben de çalışıp alabiliyordum o şeyleri.Onlara göre bir yabancıydım ve hep de öyle olacak.Ki onlar da benim için çoğu özelliklerimizin aynı olmadığı birer yabancılar.Kutsal topraklar beni pek kabullenemedi sanırım ama aynı şekilde ben de.Burada yaşamak zor,şartlar sınırlı.Ve benim alıştığım düzen burada enkaz altında.O yüzden yapamıyor insan.Benim amacım babaannem ve dedemi görmek ti ve gördüm de.Yaşlılar ve birilerini görmeye ihtiyaçları var.Bir de babam çok gelmemi istiyordu şimdi acayip mutlu ben de buradayım diye.Ama farkında artık burada yaşayamadığımın.Cildim kurudu,her yerimi sinekler ısırdı ve benim gitme vaktim geldi.E ailemi de mutlu ettiğime göre bana beni kapitalist görmeyen İstanbul yolları gözüktü.
Şehir den uzakta kaldığım zamanlardan yazılmış bir yazı....