24 Temmuz 2011 Pazar

Yaşadığıma dair birkaç kıpırtı :))

Evet çok çok uzun zaman oldu yazamayalı ama merak etmeyin yaşıyorum,hatta hayat bana güzel bu aralar bile diyebilirim.Tatildeydim ; çok güzel bir yerde çok güzel bir şekilde eğlendim.Ama her seferinde keşke kızlar da burada olsalardı deyip durdum.Seneye de onlarla gideceğiz umarım.C,G ve S'ye minik hediye de aldım.Benim oradaki duygularımı anlatan tam benlik bir hediye oldu. :) Bol güneşli,kakao yağlı,soğuk sulu,dondurmalı günler geçirdim.Rahatladım diyebilirim.Ama bavulumu çok bozmadan tekrar yollara düşüyorum.Tam on yıldır gitmediğim ve açıkcası özlediğim yere memleketime gideceğim.Evet oralarda doğup büyümedim ama atalarım oradalar dı ve tarih açısından oldukça değişik, zengin bir yer.Eskiden çocukken çok giderdik ve doğal olarak bir çok arkadaşım vardı.Ama şimdi malesef çoğunu hatırlamıyorum.Belki orada görüşürüm bir kaç tanesiyle. :) Bu sabah geldim İstanbul'a ve garipsedim bir an.Hiç gelmek istememiştim halimden memnundum.Sonra içimi bir suçluluk duygusu kapladı.Neden böyle düşünüyordum halbuki İstanbul'la aram oldukça iyiydi.Güneş doğmak ile doğmamak arasındayken ben boğaz köprüsünden geçiyordum.İstanbul o kadar sakin o kadar yalnız ve o kadar kimsesizdi ki bayıldım o haline.Sadece benimmiş bana özelmiş gibime geldi.Bencillik mi bilmem ama İstanbul'la hiç bu kadar baş başa kalmamıştık; belki de böyle bir şeye ihtiyacımız vardı.İkimize de iyi geldi . :) Tekrar uzaklaşacağım ama fazla olmayacak geleceğim hemen.Ha bu arada tatilde o üzerime boca ettiğim kakao yağı işe yaradı şuan Afrikalı insanlar gibiyim eski halime göre. :)

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Meyveli aile :))

Evet canımıza tak etti artık bir an önce gitmeye çalışıyoruz İstanbul'dan.Biletlerin alınması içimi rahatlattı diyebilirim.Ama sıcaktan mıdır nedir yüzümde lanet bir şeyler çıktı.İğrenç gözüküyorlar ve canımı da yakıyorlar.Biliyorum ki akşama dolunay var çünkü dolunay beni psikolojik ve fiziksel etkiler her zaman.Bu zamana kadar beklememizin sebebi "kivi"ydi.Evet şimdi de anne ye "kivi" diyorum.Kivi rengin de bir şortu var ve evin içinde onu giyiniyor dün akşam dikkatimi çekti de sahiden de kiviye benziyordu.Yüzümde ki tuhaf anlamlandıramadığım yaralarla ben bir kaç gündür dışarı çıkmıyorum ki zaten tatil için hazırlık yapıyorum ev de iyi oldu bu.Doktor kiviyi perşembeden sonra azat edeceğini söylemiş bizde cuma sabahı vınlıyoruz.Bir takım sorunlar vardı ama onları da hallettik ve en güzeli aklım ve gözüm arkada kalmayarak sakin kafayla tatil yollarına düşmek olacak.Kaç gündür sms yapmıyorum sıkıldım biraz, tatile giderken yaparım kızları özlerim onlardan haber almadan yapamam.Yeni bir etek aldım ve bugüne kadar hiç uzun eteğim olmamıştı genelde kısa giyiniyorum.Ama bu sefer tarzı biraz değiştirerek uzun etek aldım ve bir şeyler le kombine ettim.Şimdi onları gösteriyim sonra üzerinde yorumlar yapıyım.


Turuncu uzun etek 25 liraya aldım.Nereden aldığıma gelince açıkcası o dükkandan sürekli bir şeyler alırım ama dükkanın ismini bilmem.Sahipleri Erzincanlı diye biz de "Erzincanlılardan" aldık diyoruz. :))


Diğer aksesuarlarım zaten vardı sadece yüzük yeni.Turuncu ile turkuazı  birleştirdim.Evet zıt renklerle oynamaya bayılıyorum.Yüzük de bakırköy pazarından 1 liraya aldım. :)

Evet şimdilik bu kadar gösterebilirim.Bavul yapıyorum şimdi çıkaramam diğer kıyafetlerimi. :)
Akşam canım oldukça sıkkındı.Anneyi kiviye benzettikten sonra abla "ben hangi meyveye benziyorum?" diye sorunca biraz düşündükten sonra "armut" dedim o da onay verdi.Bu sefer ben sordum o da "ananas" dedi bana.Saçımı aldım  tepeden topladım palmiye ağacı edası verdikten sonra "şimdi tam ananas oldum işte" dedim. Güldük baya. :))) Babayı meyve kategorisine sokmadık o belli zaten"tuzlu fıstık" :))) Nedenini sadece bizim aile bilir,aile sırlarımızı burada anlatacak değilim heralde. :)))

8 Temmuz 2011 Cuma

Reçel sevmem ama inanırım :))

Şu son modaya uydum ve ben de "incir reçeli" ni izledim.Evet herkesler gibi ben de beğendim.Görüntü,ses,müzikler,diyaloglar,konu hepsi güzel harmanlanmıştı.Ekip sağlamdı jenerikte baktım da bir baya özen gösterilmiş çalışan insanlardan belli.Ama ben herkesler gibi filmi izledikten sonra filmde geçen o güzel diyalogları yazmadım sayfamda ya da müziklerini paylaşmadım.Onlar o filme aitti başka yer de görmek istemedim sanırım.Bir de aykırı olacağım ya herkesin yaptığı şeyi yapmak istemedim.Ama filmi izlemişsin o ne iş ? Benim işim film izlemek ne kadar çok konu,film öğrenip izlersem benim için o kadar iyi diye düşündüm.Tekrar vizyona girmesi de dikkatimi çekerekten izledim ben de işte.Herkes büyük aşktan kavuşamayan çiftlerden bahsederken ben filmdeki sosyal mesaja kaydım bir an.Evet güzel bir aşktı ama orada çok temiz ve rahatsız etmeyen bir sosyal mesaj vardı ki beni ben den aldı.Bayılırım böyle işlere her zaman.Film de dikkatimi çeken bir şey daha vardı ki hep kavhaltı yapıyorlardı.Benim için bu durum biraz tuhaf çünkü on beş senedir kavhaltı yapmıyorum.Elimde olan bir şey değil,benim ufak rahatsızlığım diyelim. :) Kavhaltı sofrasının aslında o kadar da itici olmadığını fark ettim mesela.Sevdim hatta . :)Evet verdiği mesajlarla olsun görselliğiyle olsun sevdim filmi.Ve umudum daha çok çoğalır böyle projeler gördüğüm zaman.Bazen hani derler ya "çok film izlemişsin sen o dediğin filmlerde olur" diye.Peki filmleri de yazanlar uzayda mı yaşıyor? Onlarda senin yaşadığın yerdeler aynı havayı soluyup aynı güneşe ve aya bakıyorsunuz,bakıyoruz.Ben inanırım filmlere çevremdekiler ne kadar inanmasa da.O söylemekten çekindiğim üç harfli şeyi filmlerdeki gibi yaşamak istiyorum mesela.Söylemekten çekiniyorum çünkü millet ağzına gargara yaptı o şeyi büyüsü bozuldu gibi.Ben sosyal ağlardan değil de bir metro durağında ya da markette tanışmak isterim insanlarla.Daha elle tutulur,daha somut ve daha gerçek.Yapay olan hiçbir şey yok.Ve unutmak sadece sözlükler de kalıcı olabilecek o zaman.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Çöküntüler iki ye ayrılır :)

Öhöm öhöm cümleye nasıl başlayacağımı bilemedim bir an.Çok uzun oldu yazmayalı.Çünkü bir çöküntü yaşadım ve onun meyveleriyle uğraşıyordum. Annecik ameliyat oldu ve şimdi durumu oldukça iyi.Neden neresinden oldu orasına fazla girmeyeceğim ama benim psikolojim ne durumdaydı ve şimdi ne durumda onun bilgilerini vereyim size.Hastanede onu sedyede ameliyathane ye götürmek, ağlamamak için kırk takla atmak ve sonunda kuytu köşede bir tuvalet bulup içine girip öküz gibi ağlamak.Evet cidden o anlık rahatlattı beni çünkü bu zamana kadar bizimkilerin sağlık durumunda endişe verici bir şey olmamıştı.Takdir edersiniz ki ilk defa yaşıyorum acemiyim daha.Bla bla bla dört saat geçmek bilmedi.Gelen, giden, arayan, soran telefonlar elimde gözlerim nemli insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorum.Canı yanıyor diye bende kendime zarar vermek istedim ama hastanedeyiz ne kadar zarar verebilirdim ki kendime diye düşündüm ve vazgeçtim . :))) Çok seviyorum ben onu.Doktor çıktı gayet başarılı hatta süper bir ameliyattı falan filan ama ben annemi görmek istiyordum.Ve evet çıktı odasına aldılar ben ablam ve babam donuk bir vaziyette bakamıyoruz ona.Resmen ölü gibiydi sadece mos mor olan ayaklarına bakabildim ki o da uzun sürmedi.Babama bakamadım o halini görmek istemedim sanırım.Neyse anlatılacak çok olay var da girmiyorum o kadar derinlere.Şimdi gayet iyi süper hatta.Hem canı da yanmıyor yani tatil için hazır annecik. :)) Aslında ameliyat filan atlatmıştık da asıl mesele eve gelen gidenin haddi hesabı yoktu ki hala yok.Evet "türkler misafirperverdir" yok valla ben değilmişim ya .Aslında arkadaşlarım geldiğinde ne yapacağımı bilemem ama cidden şu bir kaç gündür insanları sevmemeye başladım.Kardeşim hasta yani iyileşsin öyle gel.Yok bizim insanımız meraklı hay ben senin merakına.......
Annem durumumu fark etti artık hatun akıl mı okuyor ne bana ters ters baktı .Hayda kadın zaten hasta üzmemek için" şaka annem şaka ya aaaaa ...... teyzecim hoş geldiniz ay oğlunda ne kadar büyümüş gel ablacım" derken buluyorum kendimi.Aman ne yapayım ya ev kızı olamam diye önceki yazılarım da belirtmiştim ama annem için her şey olurum o da bir gerçek şimdi.Bir de bu olanlar yetmezmiş gibi şu hormonlarımı faaliyete geçiren hastalığımdan oldum.Ohhhhh hadi bakalım her şey üst üste geldi.Canım ilk defa dün gece çok yandı.Ama bu sefer bir şeyler aşerme modunda değildim.Aksine canım hiç bir şey istemedi.Duygusallığım hastalığımı tetikledi sanırım.Şimdi de şarkı dinleyince annem aklıma geliyor gözlerimde hemen yaşlar ve biliyorum ki bu hormonların işi ben karışamam doğanın kanunu bu. :)) Misafirler,onlara hizmet etmek,yemek yapmak,ortalığı durmadan toparlamak,milletin gönlünü hoş tutmak için gülümsemek filan bütün psikolojimi alt üst etmişti.Psikolojik çöküntüm böylece doğmuş oldu.Fiziksel çöküntüm ise tamamen hormonların canının sıkılmasından kaynaklanıyordu.Demiştim ya elimde değil doğanın kanunu diye.
İki çöküntünün de üstesinden geldiğime göre bir tatili hak ettim sanırım.Biraz kendime gelmem şart.