Kaç gündür yazma aşkıyla yanıp tutuşuyorum ama o kadar yorgun oluyorum ki eve gittiğimde direk uyuyorum.Hatta evde ne olmuş ne bitmiş haberim yok o derece yani.
Bu sefer değişik bir konudan bahsedeceğim.Aslında hırsızların dikkat ettiği bir konu bu.Ama beni çok etkilemiştir her zaman.Sadece şimdi dile getiriyorum o kadar.
Parmak izi..... Hep düşünürüm yolda mesela duraklarda o kadar çok insan gördüğümde mesela hep şunu derim bazılarının burnu,dudakları,gözleri belki benziyordur ama parmak izleri en çok o benzese de tek farklı olan belki de odur.Düşünsene milyon hatta trilyon hatta kat trilyon kadar parmak izi hepsi de birbirinden ayrı.Bence çılgınca bir şey.İnsanların barkodları gibi.Sadece sana ait başka hiç kimse de olmayan bir şey işte.Düşününce heyecan verici bile olabiliyor aslında.Benim bu konuda şöyle bir uygulamam var.Belki sapıkça gelecek ama insanlara parmak izimi bırakmak.Poşeti düştüğünde tutup ona vermek ya da kendisi sendeleyince tutup kolundan yardım etmek....Hepsinde parmak izim yaşıyor ve farklı zamanlarda ve farklı yerlerde bulunabiliyorum aynı anda. :)
Şimdi parmak izlerine bir bak.Bu benzer çizgilerden herkes de var ama hepsi farklı şekillerde....
24 Eylül 2011 Cumartesi
15 Eylül 2011 Perşembe
(M)etropol ( İ)nsanlarının ( M)asum (Ç)ocukları
Şifremi unuttum ve sayfama giremiyorum.İnternet özürlüsüyüm ve ablam arkadaşının kına gecesinden geldikten sonra halledecek benim işi umarım.Şimdilik defterime yazıyorum ordan sayfama aktaracağım.
Öhöm öhöm! Öncellikle yine uzun zamandır yazmamışım onu fark ettim.Sanırım konu bulamıyordum.Ya da okuduğum cinayet romanı ve izlediğim savaş dolu dizi beni kaskatı yaptı ve yazamadım da diyebilirm.Dizinin şuan internette olan bölümleri bitti.Hırçın ve asi yanım azıcık durgunlaştı ama kitap hala devam ediyor ve çok da heyecanlı onun da bitmesine az kaldı.Dedim kafam rahatken bir şeyler yazayım en iyisi.Aslında yazacak bir konu da buldum onun mutluluğu içerisindeyim sanırım.
Konumuz çocuk yapmak isteyen ve bu konuda başarılı da olan ama sadece yapmak değil bakmanın da bir o kadar önemli olduğunu unutan metropol insanlarının hüznü...
Evet herkes anne-baba olmak ister.Ama malesef herkes olamaz.Biyolojik sorunlardan bahsetmiyorum.Yaşam mücadelesi zor tamam ona bir şey demiyorum ama çocukla da ilgilenmek zorunludur.Anneysen işin biraz daha zor ama anneysen hakkını vereceksin.Anne dedim çünkü emzirmeydi filan bebekle birebir temas halinde olmak zorunda olduğu için.Yoksa baba da çok önemlidir hem de çok.En önemlisi çocuğu yalnız bırakmamaktır sanırım.Geçen bir kreşe gittim; anne babası olan ama olmayan onlarca çocuk vardı.Ne bileyim minicikler evde kurabiye yapan bir anneleri yok ya da ütüyü tamir etmeye çalışan ve her seferinde daha çok bozan bir babaları.....
Onlar çok ufak ya.İçim acıdı ne anneyim ne de o ufak şeyi kucağıma almadan bu duyguyu bilemeyeceğim ama hissedebiliorum ve bu benim için şimdilik yeterli olabiliyor.Eğitim illaki olacak olmalı da ama bebek doğar doğmaz değil ya da annenin doğum izni biter bitmez...
Bilmem ben hep kurabiye yapan okuldan geldiğinde kapıyı açan bir anne olmak isterim.Hayat bana nelere gösterecek bilmiyorum ama bunun için çok savaşacağım.Ev hanımı asla olamam ama iyi bir anne olabilirim sanırım."Kariyerim çok önemli" diye söyleyen kadın: E gerizekalı o zaman neden çocuk yapıyorsun oyun değil ki bu olmadı baştan .Bakamayacaksan,veremeyeceksen o değerli zamanını hiç bu işlere girişmeye kalkışma çünkü biyolojik anne-baba dan başka bir sıfata layık görülmezsin.Sadece gözlemlemelerim sonucu bu yazıyı yazabiliyorum .Onlar M.İ.M.Ç olarak dünyaya merhaba demiş olabilirler.Artık bu nasıl bir" merhabaysa"...
Öhöm öhöm! Öncellikle yine uzun zamandır yazmamışım onu fark ettim.Sanırım konu bulamıyordum.Ya da okuduğum cinayet romanı ve izlediğim savaş dolu dizi beni kaskatı yaptı ve yazamadım da diyebilirm.Dizinin şuan internette olan bölümleri bitti.Hırçın ve asi yanım azıcık durgunlaştı ama kitap hala devam ediyor ve çok da heyecanlı onun da bitmesine az kaldı.Dedim kafam rahatken bir şeyler yazayım en iyisi.Aslında yazacak bir konu da buldum onun mutluluğu içerisindeyim sanırım.
Konumuz çocuk yapmak isteyen ve bu konuda başarılı da olan ama sadece yapmak değil bakmanın da bir o kadar önemli olduğunu unutan metropol insanlarının hüznü...
Evet herkes anne-baba olmak ister.Ama malesef herkes olamaz.Biyolojik sorunlardan bahsetmiyorum.Yaşam mücadelesi zor tamam ona bir şey demiyorum ama çocukla da ilgilenmek zorunludur.Anneysen işin biraz daha zor ama anneysen hakkını vereceksin.Anne dedim çünkü emzirmeydi filan bebekle birebir temas halinde olmak zorunda olduğu için.Yoksa baba da çok önemlidir hem de çok.En önemlisi çocuğu yalnız bırakmamaktır sanırım.Geçen bir kreşe gittim; anne babası olan ama olmayan onlarca çocuk vardı.Ne bileyim minicikler evde kurabiye yapan bir anneleri yok ya da ütüyü tamir etmeye çalışan ve her seferinde daha çok bozan bir babaları.....
Onlar çok ufak ya.İçim acıdı ne anneyim ne de o ufak şeyi kucağıma almadan bu duyguyu bilemeyeceğim ama hissedebiliorum ve bu benim için şimdilik yeterli olabiliyor.Eğitim illaki olacak olmalı da ama bebek doğar doğmaz değil ya da annenin doğum izni biter bitmez...
Bilmem ben hep kurabiye yapan okuldan geldiğinde kapıyı açan bir anne olmak isterim.Hayat bana nelere gösterecek bilmiyorum ama bunun için çok savaşacağım.Ev hanımı asla olamam ama iyi bir anne olabilirim sanırım."Kariyerim çok önemli" diye söyleyen kadın: E gerizekalı o zaman neden çocuk yapıyorsun oyun değil ki bu olmadı baştan .Bakamayacaksan,veremeyeceksen o değerli zamanını hiç bu işlere girişmeye kalkışma çünkü biyolojik anne-baba dan başka bir sıfata layık görülmezsin.Sadece gözlemlemelerim sonucu bu yazıyı yazabiliyorum .Onlar M.İ.M.Ç olarak dünyaya merhaba demiş olabilirler.Artık bu nasıl bir" merhabaysa"...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)